Girişim ekosisteminde şirket değerlemesini ve sermayeye erişimi korumak; 7499 sayılı Kanun sonrası KVKK m. 9 yurt dışı veri aktarım rejimine, TSRS ve AB direktifleri (CSDDD, CSRD) odaklı ESG yönetişimine, FSEK m. 52 standartlarında yazılım hak devirlerine ve kurumsal ortaklık sözleşmelerine (SAFE, SHA, vesting) eksiksiz uyumu gerektirmektedir. Proaktif ve çok disiplinli bir regülasyon mimarisi, teknoloji şirketlerini idari yaptırımlardan korurken yatırım turlarında ticari sürekliliğin temel güvencesini oluşturur.
Vergi müfettiş yardımcılarının yeterlik ve mülakat sınavlarında yaşanan değerlendirme aksaklıkları Danıştay kararlarına sık sık konu olmaktadır. Aynı cevaba farklı not verilmesi, mülakat tutanaklarının tutulmaması ve geciken atamaların hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmesi gibi kritik hususları Anayasal güvenceler ve idare hukuku prensipleri çerçevesinde incelediğimiz rehber yazımızı okuyabilirsiniz.
İş sözleşmesinin sona ermesinin ardından en sık gündeme gelen ibra sözleşmelerinin (ibraname) hukuki niteliğini ve geçerlilik koşullarını işbu yazımızda ele aldık. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 420. maddesi uyarınca bir ibranamenin geçerli kabul edilebilmesi için gereken yazılı şekil, fesih sonrası en az 1 aylık bekleme süresi, alacak kalemlerinin açıkça belirtilmesi ve ödemenin banka kanalıyla yapılması şartları detaylıca incelenmektedir.
Makroekonomik dalgalanmalar, ani döviz artışları ve yüksek enflasyon nedeniyle yürütülmesi imkansız hale gelen ticari sözleşmelerde şirketler çaresiz değildir. Bu blog yazımızda; Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen "Aşırı İfa Güçlüğü" mekanizmasını, sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması imkanlarını, mahkeme süreçlerini ve uyarlama davalarında dikkat edilmesi gereken kritik hukuki nüansları derinlemesine inceledik.
Şirket kasasından veya banka hesabından kişisel harcama yapılması ya da şahsi hesaba para aktarılması, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ağır yaptırımlara tabi bir ihlaldir. Bu blog yazımızda; TTK m. 358 borçlanma yasağının şartlarını, fiktif kasa ve 131 hesabı risklerini, hapis cezasına dönüşebilen adli para cezalarını ve yöneticilerin şahsi sorumluluklarını adım adım inceledik.
İdarenin kanuni usullere uymadan ve bedel ödemeden özel mülkiyete müdahale etmesi veya imar planlarıyla mülkiyet hakkını kısıtlaması, kamulaştırmasız el atma olarak tanımlanır. Bu yazımızda; fiili ve hukuki el atma arasındaki farkları, Asliye Hukuk ve İdare Mahkemelerinde açılabilecek tazminat ve iptal davalarını, zamanaşımı olmaksızın hak arama yollarını ve mülk sahiplerini koruyan güncel AYM içtihatlarını bulabilirsiniz.
8 Eylül 2026 tarihli ve 33364 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11779 ve 11780 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları çerçevesinde COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması ile Verilere İlişkin Mutabakat Zaptı’nın Türk hukukundaki yeri, milletlerarası anlaşma niteliği ve KVKK bakımından sonuçları incelenmektedir.
Türk medeni usul hukukunda uzun süredir tartışmalara sebep olan dava türleri sistemi, 7589 sayılı Kanun ile büyük bir değişikliğe uğramıştır. Yapılan yasal düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası tümüyle yürürlükten kaldırılmış; buna karşılık HMK m. 109’a eklenen 4.fıkra ile kısmi davada “talep artırımı” kurumu ihdas edilmiştir. Uygulamada önemli usuli değişiklikler doğuran bu yeni sistemi; gerekçelerini, işçilik alacakları özelindeki pratik sonuçlarını, Yargıtay içtihatları çerçevesinde geçmiş uygulamayı ve derdest dosyalara etkisini ayrıntılarıyla inceliyoruz.
TCMB tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan mevzuat değişiklikleriyle, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının uzaktan kimlik tespiti süreçlerinde NFC kullanımı esas yöntem haline getirilmiş ve biyometrik doğrulama standartları yeniden yapılandırılmıştır. Söz konusu düzenlemelerin getirdiği operasyonel yükümlülükleri, MASAK ve KVKK uyum süreçleri ekseninde ele aldığımız inceleme yazımızın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Şirket Birleşme ve Devralmalarında (M&A) Hukuki Durum Tespitinin (Due Diligence) Kritik Önemi ve Stratejik Yol Haritası
Şirket birleşmeleri ve devralmaları (Mergers and Acquisitions - M&A), işletmelerin büyüme stratejilerinde, yeni pazarlara açılmasında, ölçek ekonomisi yakalamasında veya küresel rekabette güç kazanmasında en kritik dönüm noktalarından biridir. Sermaye piyasalarının dinamik yapısı, teknolojik dönüşümler ve küresel ekonomik dalgalanmalar şirketleri inorganik büyüme modellerine yönlendirmektedir. Ancak dışarıdan son derece cazip görünen bir birleşme veya satın alma hamlesi, süreç doğru yönetilmediğinde taraflar için beklenmedik finansal, operasyonel ve hukuki risklerin kapısını aralayabilir. Bu noktada sürecin en hayati aşaması devreye girer: Hukuki Durum Tespit (Due Diligence) Çalışmaları
27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği uyarınca ETS kapsamındaki tesislerin alması gereken sera gazı emisyon izinleri, yıllık izleme ve raporlama takvimi, ücretsiz tahsisat mekanizması ve idari para cezalarına dair hukuki değerlendirmemizi inceleyebilirsiniz.
Şirketlerin büyüme yolculuğunda doğru adayı bünyesine katması kritik bir adım olsa da, iş ilanı hazırlarken yapılan bazı kronik hatalar işletmeleri yüksek tazminat riskleri ve TİHEK idari para cezaları ile karşı karşıya getiriyor. "Dinamik ekip arkadaşı", "askerliğini yapmış" veya "belirli bir yaş sınırını aşmamış" gibi günlük dilde masum sayılan ifadeler, İş Kanunu ve uluslararası mevzuat kapsamında doğrudan ayrımcılık ihlali sayılmaktadır. İK yöneticilerinin ve işverenlerin en sık düştüğü ayrımcılık tuzaklarını, eşitlik tazminatının maliyetlerini ve hukuken güvenli bir işe alım süreci yürütmenin yollarını iş bu yazımızda inceledik.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 9. maddesinde 7499 sayılı Kanun ile yapılan kapsamlı değişiklikler, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması rejiminde köklü bir zihniyet dönüşümünü beraberinde getirmiştir. Eski düzenlemede açık rıza ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu izni eksenine sıkışan aktarım süreçleri, AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile uyum sağlama amacı doğrultusunda yeniden yapılandırılmıştır. Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile bu yeni hukuki mimarinin uygulama detayları netleşmiştir. Günümüz ticari hayatında Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilmiş bir yeterlilik kararının bulunmaması, şirketleri uygun güvence mekanizmalarına yöneltmektedir. Bu güvence mekanizmaları arasında en pratik ve en sık başvurulan yöntem ise Kurul tarafından ilan edilen standart sözleşmelerin akdedilmesidir.
Miras kalan aile yadigarı mülklerin yok pahasına yabancıların eline geçtiği dönem sona erdi! 7589 sayılı Kanun ile İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılan yeni düzenleme; ilk ihalenin sadece mirasçılara özel yapılması ve %100 değer kuralı gibi çok önemli koruma mekanizmaları getiriyor.
Ticari işletmelerin küresel ve makroekonomik dalgalanmalar karşısında finansal darboğaza girmesi, borçların ödenmesinde sürdürülebilirliğin kaybolması ve nakit akışının bozulması, hukuk sistemlerini kurumsal iyileştirme ve yeniden yapılandırma mekanizmaları ihdas etmeye yöneltmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde 7101 sayılı Kanun ile yapılan kapsamlı reform neticesinde iflasın ertelenmesi müessesesi yürürlükten kaldırılmış, yerini daha şeffaf, denetlenebilir ve alacaklılar ile borçlu arasındaki dengeyi gözeten konkordato kurumuna bırakmıştır. Konkordato, mali durumu bozulmuş olan borçlunun borçlarını tasfiye etmek veya yeniden yapılandırmak suretiyle olası bir iflastan kurtulmasını, alacaklıların ise tek taraflı bir likidasyon yerine kolektif bir imtiyazla alacaklarına kavuşmasını hedefleyen kamusal nitelikte bir hukuki koruma kalkanıdır.
Konkordato sürecinin başlamasıyla birlikte borçlu şirket hakkında mahkemece verilen geçici ve kesin mühlet kararları, şirketin taraf olduğu tüm hukuki ve ticari ilişkileri doğrudan etkilemektedir. Şirketin en dinamik ve hassas bileşenini oluşturan iş gücü ve bu doğrultuda akdedilmiş bulunan iş sözleşmeleri, sermaye ile emeğin karşı karşıya geldiği en temel alanı oluşturur. Şirketin finansal olarak rehabilitasyonu amaçlanırken, öte yandan hayatını emeği karşılığı kazandığı ücretle idame ettiren işçilerin Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış haklarının korunması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Borçlu şirketin konkordato mühleti içerisinde iş akitlerini feshedip edemeyeceği, işçi alacaklarının konkordato projesindeki hukuki statüsü, icra takiplerine tabi olup olmadığı ve ödenmeyen ücretlerin kamusal mekanizmalarla tazmini hususları, Türk İcra İflas Hukuku ile İş Hukukunun kesişim noktasında derinlikli bir hukuki incelemeyi gerektirmektedir.
Avrupa Komisyonu’nun 14 Ağustos tarihli güncel rehberleri ışığında; CBAM kesin döneminde Türkiye’deki ithalatçıların yetkilendirme, veri takibi, sözleşme yönetimi ve doğrulama süreçlerinde karşılaşacağı hukuki riskleri ve stratejik uyum adımlarını inceliyoruz.
Tasarımlar, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile güvence altına alınmaktadır. Bu yazımızda; tasarımların tescil süreçleri, yenilik ve ayırt edici nitelik vasıfları, kanunla hukuk sistemimize giren 3 yıllık tescilsiz tasarım korumasının sağladığı imkânlar ile uygulamada karşılaşılan ağır ispat yükü detaylandırılmaktadır. İlaveten tescilsiz tasarım korumasının Türk Ticaret Kanunu haksız rekabet hükümleri ve FSEK ile kesişimi incelenerek, işletmelerin hak kayıplarının önüne geçebilmeleri için uygulayabilecekleri stratejik çözüm yolları sunulmaktadır.
4 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik uyarınca, 81 ilde 31 Aralık 2026’ya kadar İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları (İl İDKK) kurulacak ve ilk 5 yıllık Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları (2028-2032) ise en geç 31 Aralık 2027'ye kadar onaylanacaktır. Bu inceleme yazısında, yeni düzenlemenin hukuki altyapısını, yerel yönetimler ile mülki idareye yüklediği sorumlulukları, dijital izleme mekanizmalarını ve iş dünyası ile yatırımcılar açısından doğuracağı sonuçları ele alıyoruz.
Avrupa Birliği, dünyanın yapay zekaya ilişkin ilk kapsamlı ve bağlayıcı düzenlemesini yürürlüğe koydu: Regulation (EU) 2024/1689, bilinen adıyla AB Yapay Zeka Yasası (AI Act). 13 Haziran 2024'te kabul edilen ve 12 Temmuz 2024'te AB Resmi Gazetesi'nde yayımlanan bu düzenleme, yalnızca AB sınırları içindeki şirketleri değil; ürün veya hizmetinin çıktısı AB'de kullanılan her yapay zeka sağlayıcısını ve dağıtıcısını doğrudan ilgilendiriyor.
Bu yazıda, GRD Partners olarak AI Act'in tam metnine dayanarak yasanın kapsamını, risk kategorilerini, yükümlülüklerini, ceza rejimini ve yürürlük takvimini ele alıyor; en önemlisi de Türkiye'deki yapay zeka şirketleri, girişimler ve ihracatçılar için pratik sonuçlarını analiz ediyoruz.
Ticari hayatın en yıpratıcı anlarından biri, günlerce emek verip teslim ettiğiniz malın veya sunduğunuz hizmetin vadesi geldiğinde karşılıksız kalmasıdır. "Yarın yatırıyoruz", "Bankada bir aksaklık oldu", "Cuma günü hesabınızda" gibi oyalama cümleleriyle başlayan süreç, müdahale edilmediğinde hızla telafisi imkansız bir alacak kaybına dönüşür.
Özellikle ekonomik dalgalanmaların arttığı dönemlerde, alacağını zamanında tahsil edemeyen bir şirketin kendi tedarikçilerine ve çalışanlarına karşı borcunu ödeyemeyerek zincirleme bir krizin içine düşmesi son derece yaygındır.
Bu gibi durumlarda kriz yönetimi bir maraton değil, bir sprinttir. Vadesi geçmiş bir alacakta veya bankadan "karşılıksızdır" kaşesi vurulmuş bir çekte ilk 48 saat, borçlunun mal kaçırmasını engellemek ve paranızı kurtarmak için altın değerindedir.
Bu yazımızda, ödeme yapılmadığında veya çek patladığında zaman kaybetmeden atılması gereken hukuki ve stratejik adımları adım adım inceledik.
Dijital pazar yerleri, son on yılda geleneksel ticaretin akışını kökten değiştirdi. Tüketicilerin binlerce farklı satıcıya tek bir tıkla ulaşabildiği, ödeme altyapısından lojistiğe kadar tüm sürecin entegre işletildiği bu ekosistem, beraberinde karmaşık hukuki uyuşmazlıkları da getirdi. Uzun yıllar boyunca tüketici mağduriyetlerinde oklar doğrudan platformdaki üçüncü taraf satıcıya yönlendiriliyor, satıcıya ulaşılamadığı veya satıcı battığı takdirde tüketici tabiri caizse ortada kalıyordu. Anayasa Mahkemesi (AYM), Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla bu yerleşik hukuki tabloyu değiştirdi. Pazar yerlerinin sorumluluk muafiyetini düzenleyen kanun hükümlerini iptal eden Yüksek Mahkeme, e-ticaret platformlarının sorumluluk sınırlarını yeniden çizdi. Bu karar, yalnızca hukukçuları değil; tüketicileri, e-ticaret platformlarını ve bu platformlarda satış yapan binlerce KOBİ’yi doğrudan ilgilendiren yeni bir dönemin kapısını araladı. Tüm detaylar ve hukuki analiz blog yazımızda.
Kamulaştırma süreci her zaman taşınmazın idareye devriyle sonlanmaz; idarenin projeden vazgeçmesi veya taşınmazı atıl bırakması durumunda mülkiyetin eski sahibine dönmesi mümkündür. Yazımızda; kamulaştırmanın temel şartlarından idarenin tek taraflı vazgeçme yetkisine (m. 21), idarenin iadeli bildiriminden (m. 22) eski malikin doğrudan geri alma hakkına (m. 23) kadar tüm hukuki süreçleri ele aldık. Hak kaybı yaşamamanız için kritik olan 1 ve 5 yıllık hak düşürücü süreleri, faiz yükümlülüklerini ve dikkat edilmesi gereken tüm hususları inceledik.
17 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan güncel AB ETS revizyon teklifini hukuki perspektiften inceliyoruz. Ücretsiz tahsisatlardaki yeni 80/20 şartlılık kuralından Endüstriyel Dekarbonizasyon Bankası’na, karbon uzaklaştırma entegrasyonundan atık yönetimine kadar şirketlerin yeşil dönüşüm stratejilerini ve yasal uyum süreçlerini etkileyecek reformları incelediğimiz yazımız yayında.
Avrupa Veri Koruma Kurulu'nun (EDPB) 7 Temmuz 2026 tarihinde kabul ettiği "Blockchain Teknolojileri Aracılığıyla Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin 02/2025 Sayılı Rehber" (v2.0) Işığında Bir Değerlendirme
Yapay zeka araçları, iş dünyasında verimliliği ve operasyonel hızı daha önce hiç görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Bugün bir pazarlama direktörü sunum stratejisini saniyeler içinde kurgulayabiliyor, bir yazılım mühendisi binlerce satırlık kodu tek bir komutla optimize ettirebiliyor ya da bir finans analisti karmaşık tabloları ChatGPT’ye saniyeler içinde özetletebiliyor.
Ancak bu devrimsel hız, arkasında şirketlerin henüz tam olarak farkına varmadığı, ticari sırların ve fikri mülkiyetin kontrolsüzce dışarıya aktığı devasa bir güvenlik açığı bırakıyor: "Shadow AI" (Gölge Yapay Zeka).
Çalışanların iyi niyetle, işlerini daha hızlı teslim etmek amacıyla yapay zeka platformlarına yükledikleri veriler, şirketlerin en hayati ticari sırlarını, patent taslaklarını ve müşteri veri tabanlarını kamuya açık hale getirme riski taşıyor. Bu yazımızda, yapay zeka araçlarının kullanımından doğan hukuki ve kurumsal riskleri ve şirketlerin bu görünmez sızıntıyı önlemek için alması gereken aksiyonları inceledik.
"12-Askerlik" koduyla yapılan fesihlerde işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için gereken şartları, muvazzaf askerliğin kapsamını, bedelli askerliğin konumunu, askerlik sonrasında işe geri dönmek isteyen işçinin izlemesi gereken hukuki stratejileri GRD Partners olarak yeni yazımızda ele aldık.
Tapum var ama kullanamıyorum!" diyerek yıllarca imar planlarının gölgesinde bekleyen arsa sahipleri için dönüm noktası. İdarenin "sessiz işgallerine" ve kamulaştırmasız el atma mağduriyetlerine karşı Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkını güvenceye alan devrim niteliğindeki güncel yaklaşımını ve hukuki haklarınızı inceledik. Pasif kalmayın, hakkınızı arayın!
4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı, 7552 sayılı İklim Kanunu'nun finansal ve reel sektördeki somut uygulama aracı olarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamlı yasal bilgi notumuzda; 2026-2029 yılları arasında hayata geçirilecek kronolojik mevzuat takvimini, Türkiye Yeşil Taksonomisi ve ETS gibi kritik regülasyonları, özellikle ihracatçı KOBİ'leri bekleyen yasal risk ile finansman fırsatlarını objektif bir hukuki perspektifle masaya yatırıyoruz.
3 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan 2/3764 esas numaralı ve 30 maddeden oluşan yeni "torba kanun" teklifi, Türkiye'nin ekonomi, siber güvenlik ve idari yapılanmasında köklü değişiklikler öngörüyor. En düşük emekli aylığının 23.552 TL’ye yükseltilmesinden turizm sektörüne yönelik yeni sigorta primi desteklerine; siber güvenlik yetkilerinin tek çatı altında toplanmasından Anayasa Mahkemesi iptal kararları doğrultusunda yapılan mevzuat uyumlamalarına kadar iş dünyasını ve kamuyu yakından ilgilendiren kritik düzenlemeleri, GRD Partners olarak hukuki perspektiften analiz ettik.
Hissedarlar Sözleşmesindeki "Zehirli Haplar": Büyük Ortakların Azınlık Hissedarları Şirketten Tasfiye Etme Yöntemleri. Ortaklık yapılarındaki güç savaşlarında azınlık hissedarların karşı karşıya kaldığı kurumsal tasfiye risklerini inceliyoruz. Sermaye artırımı baskıları ve sulandırma (dilution) taktiklerinden, Drag-Along maddelerindeki gizli tehlikelere ve bilgi ablukalarına kadar büyük ortakların kullandığı yöntemleri ele alırken; veto hakları, anti-sulandırma korumaları ve TTK 531 kapsamında azınlık ortakların sahip olduğu önleyici hukuk kalkanlarını mercek altına alıyoruz.
AYM’den devrim niteliğinde karar: "Garson" kodlaması tek başına irtibat/iltisak delili değildir! Mahkemelerce teyit edilmeyen soyut fişleme listelerinin ve bizzat gizli tanığın kabul ettiği "Excel acizliğinin" binlerce kamu görevlisi üzerinde yarattığı telafisi güç mağduriyetleri ve bu emsal karardan sonra izlenmesi gereken hukuki stratejileri yeni yazımızda ele aldık.
14 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Su Planı (2026–2035) çerçevesinde öngörülen 8 ana hedef, hedef-strateji-eylem yapısı ve beklenen yasal reformların kamu, özel sektör ve yerel yönetim paydaşları açısından kapsamlı hukuki analizi.
Kara iş hukuku kalıplarını açık denizlere uygulamaya çalışmak, denizcilik şirketleri için ciddi mali krizlere davetiye çıkarıyor. 854 sayılı Deniz İş Kanunu uyarınca deniz çalışanlarının kıdem tazminatı haklarını, fasılalı kontratların doğurduğu "zincirleme sözleşme" riskini ve armatörlerin alması gereken önleyici hukuk tedbirlerini bu yazımızda detaylıca ele aldık.
12. Yargı Paketinin belirsiz alacak davasının tamamen kaldırılmasından aile hukukundaki iki aşamalı boşanma modeline, tapu işlemlerinde 30 milyon TL üzerine getirilen avukat zorunluluğundan TCK 158'deki IBAN kiralama mağduriyetlerine kadar değişiklikler getirmesi planlanıyor. Bu radikal değişiklikleri, kanun teklifinin tüm detaylarıyla birlikte ele alıyoruz.
İdare hukukunda bir işlemin dava konusu edilebilmesi için "kesin ve yürütülebilir (icrai)" olması şartı aranır. Ancak AYM, kamu görevlilerine verilen ve disiplin cezası niteliğinde olmayan "uyarı" yazılarının, kişinin ilerideki mesleki gelişimine olumsuz etki etme potansiyeli (negatif veri) taşıması nedeniyle icrai nitelikte kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. İdari yargıdaki şekilci yaklaşımı sonlandıran bu dönüm noktası kararın ayrıntılarını sizler için derledik.
Bu bilgilendirme notumuzda, 7552 sayılı Kanun'un getirdiği yasal yükümlülükleri, geçiş süreçlerini, öngörülen ağır idari yaptırımları, SKDM kapsamındaki karbon mahsup mekanizmalarını ve TIDIP yatırım desteklerini bütüncül bir hukuki perspektifle ele alıyoruz.
BTK, elektronik haberleşme sektöründe "güvenli dijitalleşme" dönemini resmi olarak başlattı. Uzaktan aboneliklerde deepfake riskine karşı getirilen yapay zekâ bariyerlerini ve tüketici lehine kolaylaştırılan dijital fesih/taahhüt süreçlerini içeren güncel mevzuat analizimiz yayında.
İş yerlerinde parmak izi veya yüz tanıma gibi biyometrik sistemlerle mesai takibi yapmak, çalışanın "açık rızası" olsa dahi KVKK uyarınca büyük hukuki riskler barındırıyor. Kurul'un güncel kararları ışığında şirketlerin alması gereken önlemleri ve önleyici hukuk aksiyonlarını inceledik.
Nafaka nedir, türleri nelerdir ve kimler nafaka alabilir? Türk aile hukukunda nafakanın genel esasları ve Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal eden tarihi kararı! Evlilik süresi ve tarafların durumuna göre şekillenecek yeni dönem kriterleri ile TBMM'nin 9 aylık geçiş sürecinde mevcut yoksulluk nafakası uygulamalarının geleceği blog yazımızda.
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının en sert sınırlandığı alanlardan biri olan kamulaştırma hukukunda ezber bozan bir iptal kararına imza attı. Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan ve yıllardır vatandaşın aleyhine işleyen "tescil hükmünün kesinliği" kuralı artık tarih oluyor.
AB’nin güncellenen birincil ve ikincil mevzuatı ile Avrupa Komisyonu’nun Mayıs 2026 tarihli resmi kılavuzu ışığında; 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayan SKDM kesin uygulama döneminin getirdiği yeni operasyonel standartlar ve muafiyet rejimleri analiz edilmektedir. De Minimis muafiyet sınırlarından çok uluslu şirket yapılanmalarındaki yasal sorumluluk rejimine kadar, ihracatçıların uyması gereken güncel kurallar bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır.
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, Türkiye'deki yazılım ve Ar-Ge ekosistemine yön veren, şirketlere çok ciddi vergi muafiyetleri sunan en güçlü yasal araçtır. Ancak uygulamada edindiğimiz tecrübeler gösteriyor ki pek çok şirket teknokent süreçlerini sadece basit bir ofis kiralama işlemi olarak görüyor. Bu yaklaşım, ilerleyen dönemlerde geriye dönük vergi cezaları ve hak mahrumiyetleri gibi çok ciddi riskleri beraberinde getirir.
Teşviklerden sürdürülebilir şekilde yararlanabilmek, en başta doğru kurgulanmış bir başvuru stratejisi ve sonrasında eksiksiz yürütülen bir mevzuat uyum programı ile mümkündür. Bu rehberde, teknokent ekosistemine dahil olmak isteyen teknoloji şirketleri için yasal riskleri ve izlenmesi gereken güncel yol haritasını ele aldık.
Sel felaketleri hukuken bir "kader" veya idareyi sorumluluktan kurtaran bir "mücbir sebep" değildir. Günümüz teknolojisinde öngörülebilir ve altyapı çalışmalarıyla önlenebilir olan sel zararları, dere yataklarını imara açan, tahliye sistemlerini yetersiz bırakan idarenin açık bir hizmet kusurudur. Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca, idari ihmaller sonucu uğradığınız tüm maddi ve manevi zararları tam yargı davası ile idareden tazmin etme hakkınız saklıdır; sel felaketi kader değil, hukuki sorumluluk doğuran idari bir ihmaldir.
Ticari sınırların sürdürülebilirlik ekseninde yeniden çizildiği günümüzde, yeşil dönüşüm KOBİ’ler için sadece bir uyum süreci değil, yeni ekonomi düzeninde stratejik bir konumlanma fırsatıdır. Ulusal ve uluslararası mevzuatlardan teşvik mekanizmalarına kadar, işletmenizin geleceğini şekillendirecek bu kritik dönemi; riskler, fırsatlar ve stratejik uyum perspektifinden mercek altına alıyoruz.
Modern iş dünyasında bilgi, en değerli ticari varlıktır. Ancak işverenin bu bilgiyi koruma arzusu ile işçinin çalışma hürriyeti karşı karşıya geldiğinde hukuk nasıl bir yol izler? Rekabet Yasağı Kayıtları, iş akdi sona erdikten sonra taraflar için hayati sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yazımızda, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde rekabet yasağının geçerlilik şartlarını, sınırlarını ve yargı dünyasında yıllardır süregelen görevli mahkeme tartışmasına son noktayı koyan 13.06.2025 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’nı detaylarıyla inceliyoruz.
10962 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Türkiye'nin hizmet ihracatı ekosistemini uluslararası standartlara taşımak amacıyla yürürlüğe konulmuş stratejik bir teşvik rejimidir. Finansmanı Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) üzerinden sağlanan bu düzenleme; bilişim, fintech, yazılım ve lojistik gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren firmaların yurt dışı pazarlara giriş, markalaşma ve operasyonel altyapı giderlerini %50 ile %70 arasında değişen oranlarda sübvanse etmektedir. Özellikle E-TURQUALITY® ve Dijital Ürün Tanıtım Desteği gibi modellerle teknoloji girişimlerine yıllık bazda yüksek limitli geri ödeme imkânı sunan bu mevzuat, küresel rekabette finansal bir kaldıraç işlevi görmektedir.
İşveren tarafından girilen subjektif fesih kodlarının, işçinin gelecekteki çalışma hayatını kısıtlamasına ilişkin Danıştay’ın iptal kararı ve SGK’nın 2026 itibarıyla geçtiği yeni format, veri minimizasyonu ilkesini çalışma hayatının merkezine koyuyor. Hem işverenlerin hem de çalışanların haklarını yakından ilgilendiren bu kararın operasyonel süreçlere etkilerini kaleme aldığımız yazı yayında.
İdari işlemlerde başvuru yolları ve dava açma sürelerinin gösterilmemesi, bireyler açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Nisan 2022 tarihli Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu alandaki belirsizlik giderilmiş; idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda genel dava açma sürelerinin uygulanacağı netlik kazanmıştır. Söz konusu ilkenin anayasal dayanağını ve uygulamadaki sonuçlarını somut örnekler üzerinden analiz ettiğimiz bilgi notumuz yayında.
Küresel pazarda rekabet gücünü korumak isteyen işletmeler bakımından çevresel, sosyal ve yönetişim (“ESG”) başlıkları, yalnızca kurumsal itibar veya gönüllü sürdürülebilirlik projeleriyle sınırlı değildir. Bazı şirketler için raporlama ve açıklama yükümlülükleri doğarken, diğer şirketler bakımından sözleşme talepleri, tedarik zinciri veri akışları, finansman koşulları ve yatırımcı incelemeleri önem kazanmaktadır.
Çalışma hayatında Ulusal Bayram Ve Genel Tatil mesaileri, usulüne uygun yönetilmediği takdirde işverenler için ciddi tazminat riskleri, işçiler için ise haklı fesih imkânı doğurmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve Yargıtay’ın güncel içtihatları çerçevesinde; ücretlendirme rejiminden onay mekanizmasına kadar kritik detayları incelediğimiz bilgi notumuz yayında.
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının koruma hesaplarında tutulan fonların yönetimine ilişkin Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni rejim, sektör için hem bir likidite fırsatı hem de sıkı bir uyum zorunluluğu anlamına geliyor. TCMB’nin regülasyon sahasındaki bu stratejik değişikliğin hukuki dayanaklarını ve şirket operasyonlarına yansımalarını incelediğimiz bilgi notumuz yayında.
Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF), 2026 yılı güncel düzenlemeleriyle yatırımcılar için en avantajlı araçlardan biri olmaya devam ediyor. İki yıl elde tutma şartıyla sağlanan %0 stopaj avantajı ve kurumlar vergisi istisnasının detaylarını incelediğimiz bilgi notumuz yayında.