1. Mülkiyet Hakkı ve Kamulaştırma
Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınmış, ekonomik değer ifade eden her türlü mal varlığı hakkını kapsayan en az insanlık kadar eski olan kutsal bir haktır. Yine Anayasa’nın 35. Maddesine göre ise, bu hak sadece kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Ancak bu sınırlama yapılırken hukuk devletinin sunduğu anayasal güvencelere harfiyen uyulması da gerekir. Anayasa’nın 46. Maddesine göre ise idare, kamu yararının gerektirdiği hallerde kamulaştırma yapmaya yani mülkiyet hakkını kısıtlama imkanına sahiptir. Kamulaştırma hiç şüphesiz, mülkiyet hakkına yapılan en ağır müdahalelerden biridir. İdarenin, "kamu yararı" gerekçesinin arkasına sığınarak bireylerin haklarını keyfi zedelemesine izin verilmesi kabul edilemez. Bu sebeple kamulaştırma titizlikle incelenmelidir.
2. Eski Uygulama: "Parayı Yatır, Tapuyu Al" Dönemi
İptal edilen eski düzenlemede (Kamulaştırma Kanunu m. 10), idare mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelini bankaya yatırıp makbuzu sunduğunda, mahkeme taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar veriyordu.
- • Mağduriyet Noktası: Taşınmaz sahibi bedele itiraz edip istinaf veya temyize gitse dahi, tescil hükmü kesin olduğu için mülkiyet o anda elinden çıkıyordu.
- • Hukuki Çıkmaz: Kamulaştırma işlemi idari yargıda iptal edilse bile, tescil kararı kesinleştiği için tapu idarede kalmaya devam ediyordu. Bu durum, vatandaşı "yolsuz tescil" davası açmak veya kamulaştırmasız el atma tazminatı talep etmek gibi ek ve maliyetli hukuki süreçlere zorluyordu. Bireylerin, bu şekilde dava açmaya zorlanması davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilmiş ve bu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı: Neler Değişti?
Anayasa Mahkemesi, 12/2/2026 tarihli ve E.2025/190 sayılı kararıyla, mülkiyetin gerçek bedel ödenmeden idareye geçmesine "dur" dedi. AYM, Kanun'un 10. maddesindeki "Tescil hükmü kesin olup..." ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Anayasa'nın 46. maddesi, kamulaştırma bedelinin "peşin ve nakden" ödenmesini emreder. AYM, gerçek karşılık saptanmadan (yani kanun yolu denetimi bitmeden) tescilin kesinleşmesini, mülkiyet ve adil yargılanma haklarına aykırı bulmuştur. Yeni dönemde artık tescil kararları da üst mahkeme denetimine açık hale gelecek; böylece taşınmazın gerçek değeri tam olarak ödenmeden mülkiyetin devri engellenebilecektir.
4. Kararın Pratik Sonuçları ve Vatandaş İçin Önemi
Bu karar, mülkiyet hakkını idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruyan güçlü bir kalkan niteliğindedir. Artık mahkemece belirlenen ilk bedelin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığı üst mahkemelerce saptanırsa, mülkiyetin idareye devri süreci de bu durumdan doğrudan etkilenecektir. Artık idare taşınmazın kesin olarak belirlenmiş bedelini bireylere ödemeden taşınmazı adına tescil ettiremeyecek! AYM'nin bu iptal hükmü, Resmi Gazete’de yayımlandığı 21/5/2026 tarihinden 9 ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre, yasa koyucuya hukuki boşluk doğmaması için yeni bir düzenleme yapma imkânı tanımaktadır.
5. Sonuç ve Uzman Tavsiyesi
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, "önce mülkiyeti alayım, bedeli sonra kesinleşsin" mantığını hukuken sakatlamıştır. Kamulaştırma sürecinde artık sadece bedel tespiti değil, mülkiyetin devri kararı da sıkı bir yargısal denetime tabi olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki; idari ve adli yargıda hak arama süreci son derece sıkı şekil şartlarına ve 60 günlük hak düşürücü sürelere bağlıdır. Kamulaştırma davalarında doğru bilirkişi raporlarının hazırlanması, bedel artırımı için gerekli itirazların süresinde yapılması ve yeni AYM kararının getirdiği avantajlardan yararlanılması için uzman bir hukuk ekibiyle çalışmak hayati önem taşımaktadır. #GRDpartners #kamulaştırma #anayasamahkemesi #mülkiyethakkı #idarehukuku
