Giriş
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine geçmiştir. Avrupa Komisyonu tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan güncel rehberler (Guidance No. 1: Introduction to CBAM Concepts ve Guidance No. 2: Quick Guide for Non-EU Operators) ışığında hazırlanan bu hukuki inceleme, kesin dönemin pratik ve operasyonel boyutlarını ele almaktadır.
Söz konusu rehberler (Guidance No. 1 ve Guidance No. 2), ikincil mevzuat niteliğinde doğrudan bağlayıcı normlar olmamakla birlikte, bağlayıcı Birlik hukukunun (Regulation (EU) 2023/956 ve ilgili uygulama tüzükleri) yetkili makamlarca nasıl yorumlanacağını ve uygulanacağını gösteren en temel kılavuz belgelerdir. Dolayısıyla bu rehberler, özellikle Türkiye’deki ithalatçılar ve Türk üreticiler bakımından kesin uygulama döneminde veri akışının, izleme planlarının ve doğrulama süreçlerinin hukuki riske yol açmadan yürütülmesi açısından kritik bir operasyonel rehberlik sunmaktadır.
Türkiye’deki şirketler bakımından CBAM, yalnızca AB’ye ihracat yapan üreticilerin emisyon raporu hazırlamasıyla sınırlı değildir. AB’ye mal ithal eden, AB’deki grup şirketleri adına gümrük işlemlerini yöneten veya Türk üreticilerden CBAM kapsamındaki malı tedarik eden ithalatçıların; ürün sınıflandırması, yetkilendirme, veri doğruluğu, sertifika yönetimi ve sözleşme ilişkileri bakımından yeni bir uyum sistemi kurması gerekir.
Yıllık CBAM beyannamesi ve sertifika teslimi, kural olarak AB’de yerleşik ithalatçıya veya şartları oluştuğunda yetkilendirilmiş dolaylı gümrük temsilcisine aittir. Türkiye’deki şirketin AB ithalatı temsilci üzerinden yürütülüyorsa, temsilcinin sıfatı ve CBAM yükümlülüklerini üstlenip üstlenmediği açıkça belirlenmelidir. Türk üretici veya tedarikçi çoğunlukla beyanın doğrudan sorumlusu değildir; ancak gömülü emisyon verisinin asli kaynağıdır.
1. Ürün ve İthalatçı Sınıflandırması
CBAM uyumu, emisyon hesabından önce ürünün kapsamda olup olmadığının belirlenmesiyle başlar. Çimento, demir ve çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen malları, Regulation (EU) 2023/956 Ek I’deki CN kodları üzerinden değerlendirilir. Ticari ad veya tedarikçi tanımı yeterli değildir; AB ithalatındaki CN kodu, menşe, gümrük prosedürü ve öncül mal niteliği birlikte incelenmelidir.
Türkiye’deki ithalatçı bakımından ikinci kritik soru, beyannameden kimin sorumlu olduğudur. İthalatçı malları kendi adına ve hesabına serbest dolaşıma sokuyorsa CBAM sorumluluğu kendisine ait olabilir. İthalatçı Birlik dışında yerleşikse, dolaylı gümrük temsilcisinin yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi olması gerekir. AB’de yerleşik ithalatçı bakımından ise dolaylı temsilcinin CBAM yükümlülüklerini üstlenmesi, temsilcinin bu görevi kabul etmesine bağlıdır. Bu husus yalnızca gümrük temsil yetkisinde değil, hizmet sözleşmesinde ve iç yetki matrisinde de gösterilmelidir.
8 Ekim 2025 tarihli Regulation (EU) 2025/2083 ile getirilen tekil kütle eşiği, aynı ithalatçı için takvim yılı boyunca ilgili malların tüm CN kodlarındaki toplam net kütlesi üzerinden değerlendirilir. Eşik aşılırsa, yükümlülüklerin yalnızca aşım sonrası sevkiyatlara değil, ilgili takvim yılındaki kapsam içi ithalatların tamamına uygulanması söz konusu olur. Elektrik ve hidrojen bu kütleye dayalı de minimis istisnasının dışındadır. Bu nedenle ithalatçıların sevkiyat bazlı değil, ithalatçı ve takvim yılı bazlı kümülatif bir izleme yapması gerekir.
2. Beyan Takvimi ve Yaptırım Riski
Yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi, önceki takvim yılına ait beyannamesini her yıl 30 Eylül’e kadar CBAM Sicili üzerinden sunar. 2026 ithalatlarını kapsayan ilk yıllık beyan ve sertifika teslimi 30 Eylül 2027 tarihinde yapılacaktır. Ayrıca 2027’den itibaren yetkilendirilmiş beyan sahibinin her çeyrek sonunda, yıl başından itibaren ithal ettiği mallara ilişkin gömülü emisyonların en az yüzde 50’sine karşılık gelen sertifikayı hesabında bulundurması gerekir. Tekil kütle eşiği yıl içinde aşılırsa, bu yükümlülüğe eşik aşımının gerçekleştiği çeyreği izleyen çeyreğin sonuna kadar uyulması gerekir. Sertifika satışlarının ortak merkezi platform üzerinden başlaması ise 1 Şubat 2027 olarak öngörülmektedir.
Avrupa Komisyonu’nun konuya ilişkin daha önce yayımladığı 27 Mayıs 2026 tarihli Questions and Answers belgesi uyarınca, yanlış veya yetersiz bilginin CBAM beyannamesine sunulması bakımından sorumluluğun yetkilendirilmiş beyan sahibinde olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle ithalatçı veya yetkilendirilmiş dolaylı gümrük temsilcisi, Türk tedarikçiden gelen veriyi olduğu gibi sisteme aktarmak yerine makul bir kontrol sürecinden geçirmelidir. Olası bir idari denetim veya inceleme sürecinde; verinin kaynağı, uygulanan metodoloji ve tespit edilen eksikliklerin giderilme yöntemleri ispat edilebilir ve izlenebilir bir iç denetim dosyası ile yetkili makamlara sunulabilmelidir.
Risk yalnızca idari yaptırım ihtimaliyle sınırlı değildir. Yanlış veri, ithalatçının gereğinden fazla sertifika satın almasına, tedarikçiyle fiyat uyuşmazlığına, müşteriye karşı teslim veya kalite iddialarına ve grup şirketleri arasında maliyet dağılımı sorunlarına yol açabilir. Buna karşılık “tüm sorumluluğun tedarikçiye devredildiği” yönündeki sözleşme hükümleri, idare karşısında yetkilendirilmiş beyan sahibinin CBAM yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Sözleşme, taraflar arasındaki rücu ve iş birliği mekanizmasını düzenleyebilir; ancak AB mevzuatındaki beyan sorumlusunu değiştiremez.
3. Monitoring Plan ve Tedarikçi Denetimi
Guidance No. 1 ve Guidance No. 2’nin önceki genel açıklamalardan ayrıldığı temel nokta, ithalatçının yalnızca yıl sonunda emisyon tablosu istemesini yeterli görmemesidir. Tesis işletmecisinin Monitoring Plan, yani izleme planı, üretim sınırlarını, üretim rotalarını, raporlama dönemini, veri kaynaklarını, öncül malları, ölçüm araçlarını ve kontrol yöntemlerini açıklamalıdır. İthalatçı, özellikle stratejik tedarikçiler bakımından bu planı ve işletmeci emisyon raporunun mevcut olup olmadığını sözleşmesel ve operasyonel olarak takip etmelidir. Metodoloji, 10 Aralık 2025 tarihli Commission Implementing Regulation (EU) 2025/2547 ile birlikte değerlendirilmelidir.
İthalatçının kontrolü, tesisin mühendislik hesaplarını yeniden yapmak anlamına gelmez. Hukuki uyum bakımından asıl mesele, verinin izlenebilir ve doğrulanabilir olup olmadığıdır. Tedarikçiden üretim tesisi, raporlama dönemi, üretim rotası, ürün miktarı, öncül mal kaynağı, doğrulama raporu ve varsa üçüncü ülkede ödenen etkin karbon fiyatına ilişkin belgeler istenmelidir. Veri farklı tesislerden veya dönemlerden geliyorsa, hangi değerin hangi ithalata uygulandığı kayıt altına alınmalıdır.
Tedarikçi sözleşmelerinde veri teslim tarihi, kullanılacak veri formatı, yanlış veya eksik verinin düzeltilmesi, doğrulayıcıya erişim, kayıt saklama, gizlilik, denetim hakkı ve mevzuat değişikliklerinin bildirilmesi doğru kurgulanmalıdır. Böylece ithalatçı, beyan tarihinden kısa süre önce eksik veriyle karşılaşma riskini azaltabilir. CBAM Sicili’ndeki O3CI modülü de üçüncü ülke işletmecisinin doğrulanmış bilgileri ilgili ithalatçıyla daha kontrollü paylaşmasına imkan tanıyabilir.
4. Doğrulama, Varsayılan Değerler ve Fırsat Alanı
Gerçek emisyon değerlerinin kullanılabilmesi için gerekli verilerin ilgili mevzuata göre akredite doğrulayıcı tarafından doğrulanması gerekir. Doğrulama, mutlak hata yokluğu anlamına gelmez; doğrulayıcının işletmeci emisyon raporunda maddi yanlışlık ve maddi uygunsuzluk bulunmadığına ilişkin makul güvenceye ulaşmasını amaçlayan risk temelli bir süreçtir. İlk doğrulamaya konu raporlama yılında fiziksel saha ziyareti kural olarak zorunludur. Sonraki dönemlerde sanal ziyaret veya fiziksel ziyaretten feragat, 2025/2546 sayılı Tüzükteki koşulların karşılanmasına ve doğrulayıcının risk değerlendirmesine bağlıdır; fiziksel saha ziyaretleri en az iki yılda bir gerçekleştirilmelidir. Bu nedenle ithalatçı, doğrulayıcı seçimini ve tesisle belge paylaşımını yıllık beyan tarihine bırakmamalıdır.
Gerçek ve doğrulanmış verinin kullanılması, uyum maliyetinin yanında bir fırsat da yaratabilir. Türk tedarikçinin emisyon yoğunluğu ilgili varsayılan değerin altındaysa, ithalatçı daha düşük sertifika ihtiyacı ve daha öngörülebilir maliyet yapısı elde edebilir. Ayrıca güvenilir veri sağlayan tedarikçi, AB’deki grup şirketleri veya müşteriler bakımından rekabet avantajı kazanabilir. Bu avantaj, ancak verinin uygun yöntemle hesaplanması ve doğrulanması halinde savunulabilir. Varsayılan değerler ise gerçek emisyonlara dayalı yöntemin kullanılmasına ilişkin şartlar sağlanmadığında veya ithalatçı gerçek değerleri kullanmadığında başvurulabilecek bir alternatiftir; her zaman daha düşük maliyet doğurmayabilir. Bağlayıcı değerler 2025/2621 sayılı uygulama tüzüğünde yer almakta, bazı ekler 2026/1740 ile düzeltilmiş bulunmaktadır.
Ücretsiz tahsis düzeltmesi ve üretim ülkesinde fiilen ödenen etkin karbon fiyatı da sertifika ihtiyacını etkileyebilecek unsurlardır. İthalatçı, yalnızca “karbon vergisi ödenmiştir” şeklindeki genel beyanla yetinmemeli; ödemenin ilgili ürün ve üretim sürecine nasıl tahsis edildiğini, indirim veya telafi unsurlarının bulunup bulunmadığını ve gerekli sertifikalandırmanın yapıldığını incelemelidir. Bu veri setini düzenli toplayan ithalatçı, tedarikçi karşılaştırması ve uzun vadeli maliyet planlaması bakımından daha güçlü bir konuma sahip olabilir.
5. Türkiye’deki İthalatçılar İçin Öncelikli Uyum Planı
İthalatçı önce kapsam içi ürünleri ve CN kodlarını envanterine almalı, yıllık net kütle eşiğini izlemeli ve her ithalatçı ile ilgili EORI numarası bakımından sorumlu beyan sahibini belirlemelidir. Ardından tedarikçilerin Monitoring Plan, işletmeci emisyon raporu ve doğrulama kapasitesi değerlendirilmeli; sözleşmeler gerçek veri, varsayılan değer ve sertifika fiyat risklerini kapsayacak şekilde güncellenmelidir.
Son aşamada ithalatçı, beyan öncesi iç kontrol dosyası oluşturmalı; gümrük beyannamesi, ithalat miktarı, ürün CN kodu, emisyon verisi, doğrulama raporu, ödenen karbon fiyatı ve sertifika hesabı arasında tutarlılık aramalıdır. Kayıt saklama süreleri bakımından işletmeci ile yetkilendirilmiş beyan sahibi ayrıştırılmalıdır. Tesis işletmecisi izleme kayıtlarını ve destekleyici belgeleri raporlama döneminden sonra en az altı yıl saklamalıdır. Yetkilendirilmiş beyan sahibi ise gömülü emisyonların hesaplanmasına ilişkin kayıtları, beyannamenin sunulduğu veya sunulması gereken yılı izleyen dördüncü yılın sonuna kadar saklamakla yükümlüdür. İthalatçı sözleşmeyle daha uzun süre belirleyebilir; süreler karıştırılmamalıdır
Sonuç
Türkiye’deki ithalatçılar ve Türk tedarikçiler bakımından CBAM uyumu, yalnızca sertifika bedellerinin getirdiği mali bir yükten ibaret görülmemelidir. Hatalı CN kodu tespiti, muafiyet eşiklerinin yanlış yorumlanması, beyan sorumluluğunun yetki matrisinde netleştirilmemesi, doğrulama raporlarının gecikmesi ve veri tabanı bütünlüğü bulunmayan tedarikçi verileri; gümrük yaptırımları, sözleşmesel temerrüt, finansal kayıplar ve itibar riski gibi multidisipliner hukuki sonuçlar doğurabilir.
Buna karşılık mevzuatla uyumlu izlenebilir veri altyapısı, zamanında tamamlanan doğrulama süreçleri ve hak ile sorumluluk dengesini gözeten sözleşme mimarisi üzerine kurgulanmış sağlam bir hukuki uyum çatısı; maliyetlerin öngörülebilirliğini temin eder, karbon emisyonu düşük tedarikçilerin hukuken korunarak seçilmesini sağlar ve AB pazarındaki ticari ilişkileri nitelikli bir rekabet avantajına dönüştürür.
CBAM ve ilgili AB mevzuatının Türk ithalatçıları ile tedarik zincirleri üzerindeki hukuki yansımaları, uyum süreçleri ve detaylı mevzuat incelemeleri hakkında genel hukuki bilgilendirme almak için info@grdpartners.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.
