2026 Kesin Uygulama Döneminde SKDM: Operasyonel Kurallar, Muafiyetler ve Hukuki Sorumluluk Rejimi

AB’nin güncellenen birincil ve ikincil mevzuatı ile Avrupa Komisyonu’nun Mayıs 2026 tarihli resmi kılavuzu ışığında; 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayan SKDM kesin uygulama döneminin getirdiği yeni operasyonel standartlar ve muafiyet rejimleri analiz edilmektedir. De Minimis muafiyet sınırlarından çok uluslu şirket yapılanmalarındaki yasal sorumluluk rejimine kadar, ihracatçıların uyması gereken güncel kurallar bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır.

2026 Kesin Uygulama Döneminde SKDM: Operasyonel Kurallar, Muafiyetler ve Hukuki Sorumluluk Rejimi

Giriş

Avrupa Birliği (“AB”) tarafından 10.05.2023 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan 2023/956 sayılı Tüzük ile kabul edilen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”), AB’nin iklim politikalarının küresel ticaret üzerindeki etkisini derinleştiren başlıca düzenlemelerden biridir. 1 Ekim 2023- 31 Aralık 2025 tarihleri arasındaki geçiş dönemini tamamlayarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla mali yükümlülüklerin fiilen başladığı kesin uygulama dönemine resmen geçmiştir.

Geçiş döneminde elde edilen operasyonel deneyimler doğrultusunda Avrupa Komisyonu, sistemi daha öngörülebilir ve denetlenebilir kılmak adına Omnibus I ve Omnibus II basitleştirme paketlerini devreye sokmuş, bu yapısal değişiklikler 17 Ekim 2025 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanarak yasal netlik kazanmıştır. Son olarak Komisyon'un 27 Mayıs 2026 tarihinde güncellediği resmi kılavuz (QA) verileriyle birlikte, mekanizmanın gümrük, holding yapılanmaları ve maliyet yönetimi boyutundaki gri alanları ortadan kaldırılmıştır.

Bu bilgi notu; en güncel birincil ve ikincil AB mevzuatı ışığında, SKDM kesin uygulama döneminin getirdiği yeni hukuki ve teknik standartları, operasyonel takvimi, güncellenen muafiyet sınırlarını ve şirket yapılanmalarından küresel politikalara uzanan geniş yasal sorumluluk rejimini bütüncül bir yaklaşımla analiz etmektedir.

Yasal Dayanak ve Güncel Uygulama Takvimi

SKDM, ana yasal dayanağını 10 Mayıs 2023 tarihli ve (AB) 2023/956 sayılı Tüzük’ten almaktadır. Kesin uygulama döneminin basitleştirilmiş kuralları ise 8 Ekim 2025 tarihli ve (AB) 2025/2083 sayılı Tüzük ile düzenlenmiştir.

Mevcut yasal çerçeve uyarınca operasyonel takvim şu şekilde işlemektedir:

  • Sertifika Satışlarının Başlaması (1 Şubat 2027): Yetkilendirilmiş SKDM beyan sahipleri, ithal edilen malların gömülü emisyonlarına karşılık gelecek SKDM sertifikalarını bu tarihten itibaren merkezi platformdan satın almaya başlayabilecektir.
  • İlk Yıllık Beyan ve Sertifika Teslimi (30 Eylül 2027): 2026 takvim yılı içinde AB gümrük bölgesine ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarına ilişkin ilk yıllık SKDM beyannamesinin verilmesi ve ilgili sertifikaların teslim edilmesi için kesin son tarihtir.
  • Çeyreklik Stok Zorunluluğu (2027 İtibarıyla): 2027 yılından itibaren ithalatçılar, her takvim çeyreğinde, o yılın başından itibaren gerçekleştirdikleri toplam ithalata ait gömülü emisyonların en az %50’sine tekabül eden miktarda sertifikayı SKDM sicilindeki hesaplarında bulundurmakla yükümlüdür.

Sektörel Kapsam ve Kritik "De Minimis" Muafiyeti

SKDM, ilk etapta karbon kaçağı riski ve emisyon yoğunluğu en yüksek olan 6 ana sektörde (Demir-Çelik, Alüminyum, Çimento, Gübre, Elektrik ve Hidrojen) uygulanmakta ve AB’nin gümrük ve tarife sınıflandırma sistemi çerçevesinde CN/TARIC kodları üzerinden tanımlanmaktadır.

Ana tüzükte yer alan sevkiyat başına 150 Euro değerindeki muafiyet sınırı, 2025/2083 sayılı Tüzük m. 1/2 uyarınca miktar bazlı yeni bir “De Minimis” (asgari eşik) muafiyetine ve “tekil kütle eşiği” sistemine dönüştürülmüştür. Bu yeni De Minimis muafiyetine göre demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre ithalatında, ürün bazında ve yıllık toplam ithalat miktarının 50 ton veya altında kalması hâlinde SKDM yükümlülükleri uygulanmaz. Ancak yıl içerisinde bu eşik aşıldığı an, muafiyet geriye dönük olarak kalkar ve ilgili takvim yılının başından itibaren tüm ithalat vergiye tabi olur. Elektrik ve hidrojen ithalatında ise nitelikleri gereği herhangi bir miktar eşiği yoktur. 1 kilogram dahi ithal edilse yetkilendirme ve beyan zorunludur, De Minimis muafiyetinin kapsamı dışında bırakılmıştır.

Hukuki Sorumluluk, Gümrük Temsilciliği ve Şirket Yapılanmaları

SKDM beyannamesinde yer alan verilerin doğruluğu, eksiksizliği ve zamanında sertifika teslim edilmemesinden doğacak tüm yasal ve mali sorumluluk münhasıran Yetkilendirilmiş SKDM Beyan Sahibine (Authorised CBAM Declarant) aittir. Ulusal yetkili makamlar (NCA), idari yaptırımları ve cezaları doğrudan bu kişiye uygulayacaktır. Dolayısıyla, gümrük süreçlerindeki rol ve sorumluluk dağılımının sözleşmesel ve operasyonel olarak netleştirilmesi, ticari risk yönetiminin en kritik parçasını oluşturmaktadır.

Gümrük süreçlerindeki risk paylaştırılması incelendiğinde, ithalatçının AB dışından olması durumunda ya da AB içindeki ithalatçının dolaylı gümrük temsilcisiyle bu yönde açık bir anlaşmaya varması halinde, tüm hukuki sorumluluğun dolaylı gümrük temsilcisine (gümrük müşavirine) geçtiği görülmektedir. Güncel Komisyon kılavuzunun getirdiği en radikal kurallardan biri de bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Bir dolaylı gümrük temsilcisi birden fazla ithalatçı adına hareket edebilse de, her bir müvekkil için ayrı ayrı beyanname veremez. Temsilci, o takvim yılı içinde işlem yaptığı tüm müvekkillerinin emisyon verilerini tek bir konsolide yıllık SKDM beyannamesinde toplamak zorundadır. Bu zorunluluk, gümrük müşavirliği firmaları açısından sadece ciddi bir operasyonel yük getirmekle kalmayıp, müvekkillerin hatalarından kaynaklanabilecek müteselsil risklerin yönetilmesini de zorunlu kılmaktadır.

Holdingler ve çok uluslu şirket yapılanmaları açısından ise süreç farklı bir stratejik derinlik gerektirmektedir. Kural olarak, farklı AB üye ülkelerinde farklı EORI numaralarına sahip olan grup iştiraklerinin, kendi numaraları üzerinden ayrı ayrı beyanname vermesi esastır. Ancak bu idari parçalanmayı önlemek ve operasyonel kolaylık sağlamak adına, tüm grup şirketlerinin tek bir ortak dolaylı gümrük temsilcisi ataması mümkündür. Bu sayede çok uluslu gruplar, SKDM süreçlerini merkezi bir yapıda (örneğin bir paylaşımlı servis merkezi üzerinden) tek elden yürüterek hem veri tutarlılığını güvence altına alabilir hem de idari maliyetleri minimize edebilirler.

Doğrulama ve Akreditasyonun Yeni Hukuki Standartları

Beyan edilen emisyon verilerinin AB gümrükleri tarafından kabul edilmesi, bu verilerin yetkili ve akredite doğrulayıcılar tarafından onaylanmasına bağlıdır. Aralık 2025’te kabul edilen ikincil mevzuat paketleri, doğrulama sürecini AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) pratikleriyle eşitlemiştir.

  • (AB) 2025/2546 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü uyarınca, gömülü emisyonların doğrulanmasında ilk doğrulama yılında üretim tesislerine yönelik fiziksel yerinde inceleme yapılması zorunludur. İzleyen dönemlerde kısmen uzaktan doğrulamaya izin verilse de en az iki raporlama döneminde bir fiziksel denetim tekrarlanmalıdır. Doğrulama, belgesel incelemenin ötesinde "önemli hata" riskini ortadan kaldıracak makul güvenceyi hedeflemektedir.
  • (AB) 2025/2551 sayılı Komisyon Yetki Devrine Dayanan Tüzüğü ise doğrulayıcıların akreditasyon sınırlarını düzenlemektedir. Bu mevzuat, Türkiye’deki yerel doğrulayıcıların da AB standartlarına uyum sağladıkları takdirde yetkilendirilmesine olanak tanır. Emisyon verilerinin AB genelinde kabul görmesini sağlayan bu mekanizma, Türk ihracatçılarının dezavantajlı "varsayılan değerler" yerine gerçek verilerini sunabilmesinin önünü açarak yüksek karbon maliyeti riskini minimize etmektedir.

Uygulamada Kritik Sınır Durumlar ve Ürün İstisnaları

Komisyon'un 27 Mayıs 2026 tarihinde güncellediği resmi kılavuz (QA), ticari hayatta sıkça gri alanda kalan bazı özel ürün gruplarına açıklık getirmiştir:

  • • İkinci El Eşyalar: SKDM kapsamındaki sektörlere dahil olan (Ek-1 listesindeki) bir ürün, ikinci el olarak AB pazarında serbest dolaşıma sokulsa dahi SKDM yükümlülüklerine tabi olmaya devam eder.
  • • Ambalajlar: İthal edilen ürünlerin ambalajları, gümrük beyannamesinde kendi GTİP (CN) koduyla ayrıca beyan ediliyorsa ve bu kod SKDM tüzüğünün Ek-1 listesinde yer alıyorsa, ambalaj malzemesi için de emisyon hesaplaması ve sertifika yükümlülüğü doğar.
  • • Askeri Teçhizat Muafiyeti: Yalnızca ticari olmayan, askeri faaliyetler kapsamında hareket eden ve gümrükte Form 302 (NATO veya AB formu) ile beyan edilen askeri mallar SKDM'den muaftır. Ticari bir şirketin AB üye ülkelerinin ordularına sattığı standart ticari kapsamdaki ürünler bu istisnadan yararlanamaz.
  • • 2023/956 sayılı SKDM Tüzüğü Madde 27a (Olağanüstü Durum Askıya Alma Mekanizması): 8 Ocak 2026 tarihinde tüzüğe eklenmesi önerilen bu yeni madde, özellikle gübre ve gıda güvenliği gibi stratejik alanlarda öngörülemeyen küresel fiyat şokları oluşması halinde, ilgili ürünün SKDM kapsamından geçici olarak çıkarılmasına imkan tanımaktadır. Bu kalıcı bir muafiyet değil, sıkı denetime tabi bir iç pazar güvenlik sibobudur

Sonuç

SKDM, AB Yeşil Mutabakatı (“EU Green Deal”) ve "Fit for 55" paketinin getirdiği 2050 karbon nötr hedeflerinin küresel ticaretteki ilk ve en somut kaldıracıdır. Bu mekanizma bir gümrük kuralı değil, küresel ekonomiyi karbonsuzlaşma ekseninde yeniden inşa eden makro bir dönüşümün ilk aşamasıdır.

Tam da bu yapısal dönüşüm nedeniyle, kesin uygulama dönemiyle birlikte karşımıza çıkan hukuki ve operasyonel yükümlülükler sabit bir çerçevede kalmamakta, sürekli devreye giren ikincil mevzuat paketleriyle dinamik bir şekilde evrilmektedir. AB mevzuat mimarisinin bu akışkan karakteri, ihracatçı şirketlerin yasal uyum süreçlerini her an güncel tutmasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun yayımlayacağı yeni uygulama tüzükleri, güncel kılavuzlar ve küresel ticaret politikalarındaki tüm anlık yasal gelişmeler GRD Partners tarafından proaktif bir yaklaşımla takip edilmekte ve analiz edilmektedir.

Sorularınız ve güncellenen SKDM mevzuat uyum süreçlerinin yönetimi için info@grdpartners.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.

ESGSürdürülebilirlik HukukuSKDMCBAMOmnibus PaketiŞirketler Hukuku
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.