Giriş
Avrupa Birliği (“AB”) tarafından 10 Mayıs 2023 tarihinde kabul edilen ve 16 Mayıs 2023 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan (AB) 2023/956 sayılı Tüzük ile kurulan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”), AB’nin karbon kaçağı riskini azaltmaya yönelik iklim politikasının ithalat ayağındaki temel araçlardan biridir. 1 Ekim 2023–31 Aralık 2025 arasındaki geçiş döneminin tamamlanmasının ardından SKDM’nin kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026 itibarıyla başlamıştır. Bununla birlikte, 2026 yılında ithal edilen mallara ilişkin ilk yıllık beyan ve sertifika teslimi 2027 yılında gerçekleştirileceğinden, kesin dönemin başlangıcı ile mali uyum takvimi birbirinden ayrılmalıdır.
Geçiş döneminde edinilen uygulama deneyiminin ardından, SKDM bakımından önemli basitleştirmeler (AB) 2025/2083 sayılı Tüzük ile kabul edilmiştir. Söz konusu Tüzük, 8 Ekim 2025 tarihinde kabul edilmiş ve 17 Ekim 2025 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmıştır. SKDM’ye ilişkin bu değişiklikler, Komisyonun Omnibus I kapsamındaki basitleştirme girişimi içinde yer almaktadır; Omnibus II ise SKDM’ye ilişkin olmayan, yatırımların ve InvestEU çerçevesinin basitleştirilmesine yönelik ayrı bir pakettir. [3] [4]Komisyonun 27 Mayıs 2026 tarihinde güncellediği CBAM Questions and Answers (“Q&A”) belgesi ise ikinci el mallar, ambalajlar, askerî faaliyetler, dolaylı gümrük temsilcileri, grup şirketleri ve doğrulama süreçleri gibi uygulama sorularına açıklık getirmektedir. Ancak bu belge, AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmış bir tüzük veya başka bir bağlayıcı yasama işlemi değildir. Q&A, bağlayıcı SKDM Tüzüğü ile ilgili uygulama düzenlemelerinin Komisyon tarafından nasıl yorumlandığını açıklayan, idarî ve açıklayıcı nitelikte bir rehberdir; tek başına yeni bir yükümlülük, hak veya muafiyet ihdas etmez. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmelerde Q&A, bağlayıcı mevzuatın yerine geçen bir kaynak olarak değil, bağlayıcı hükümlerin uygulanmasına ilişkin Komisyon açıklaması olarak kullanılmaktadır.
Bu bilgi notu; yürürlükte bulunan birincil ve ikincil AB mevzuatı ile Komisyonun 27 Mayıs 2026 tarihli Q&A belgesinde yer alan açıklamalar ışığında, SKDM kesin uygulama döneminin getirdiği hukuki ve teknik standartları, operasyonel takvimi, de minimis eşiğini ve şirket yapılanmaları bakımından sorumluluk noktalarını incelemektedir.
Yasal Dayanak ve Güncel Uygulama Takvimi
SKDM’nin temel hukuki dayanağı, 10 Mayıs 2023 tarihli (AB) 2023/956 sayılı Tüzük’tür. Kesin uygulama dönemine ilişkin başlıca basitleştirmeler ise 8 Ekim 2025 tarihinde kabul edilen ve 17 Ekim 2025 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan (AB) 2025/2083 sayılı Tüzük ile 2023/956 sayılı Tüzük’te yapılan değişikliklerle getirilmiştir.
Mevcut yasal çerçeve uyarınca operasyonel takvim şu şekilde işlemektedir:
- Sertifika Satışlarının Başlaması (1 Şubat 2027): Yetkilendirilmiş SKDM beyan sahipleri, 2026 yılında ithal edilen malların gömülü emisyonlarına karşılık gelecek SKDM sertifikalarını bu tarihten itibaren merkezi platformdan satın almaya başlayabilecektir.
- İlk Yıllık Beyan ve Sertifika Teslimi (30 Eylül 2027): 2026 takvim yılı içinde AB gümrük bölgesine ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarına ilişkin ilk yıllık SKDM beyannamesinin sunulması karşılık gelen sertifikaların teslim edilmesi gereken son tarihtir.
- Çeyreklik Stok Zorunluluğu (2027 İtibarıyla): Yetkilendirilmiş SKDM beyan sahipleri, her çeyrek sonunda, o yılın başından itibaren ithal edilen malların gömülü emisyonlarına karşılık gelen ve ilgili hesaplama kuralları uyarınca belirlenen miktarın en az %50’sini karşılayacak sayıda sertifikayı SKDM sicilindeki hesaplarında bulundurmalıdır. Bu yükümlülüğün muhatabı genel olarak “ithalatçı” değil, somut olaya göre belirlenen yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibidir.
Sektörel Kapsam ve Kritik "De Minimis" Muafiyeti
SKDM, Ek I’de listelenen seçili mallara uygulanmaktadır. Mevcut kapsamın başlıca sektörleri demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojendir. Kapsama giren mallar, esas olarak AB’nin Birleşik Nomenklatür (“CN”) kodları üzerinden tanımlanır; bu nedenle değerlendirme sektör adı üzerinden değil, ilgili malın Ek I’deki CN kodu üzerinden yapılmalıdır.
2025/2083 sayılı Tüzük ile 2023/956 sayılı Tüzük’e eklenen 2a maddesi, SKDM bakımından tekil kütle esaslı bir de minimis eşiği getirmiştir. Bu düzenleme, düşük değerli sevkiyatlara ilişkin gümrük vergisi istisnası ile karıştırılmamalıdır. 150 avroluk düşük değer eşiği, gümrük vergilerinden muafiyete ilişkin ayrı gümrük mevzuatında düzenlenirken, SKDM bakımından uygulanan yeni eşik net kütle esaslıdır. 50 tonluk eşik, demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörlerindeki kapsam içi malların toplam net kütlesine, ithalatçı ve takvim yılı başına kümülatif olarak uygulanır. Dolayısıyla eşik, her bir ürün veya CN kodu için ayrı ayrı değil, bu dört sektördeki tüm kapsam içi mallar birlikte dikkate alınarak hesaplanır. İthalatçı ilgili takvim yılında bu eşiği aşmazsa, diğer koşulların da karşılanması kaydıyla SKDM Tüzüğü kapsamındaki yükümlülükler bakımından de minimis istisnasından yararlanabilir.Eşik ilgili takvim yılı içinde aşıldığında, ithalatçı veya yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi o takvim yılında ithal edilen tüm kapsam içi malların gömülü emisyonları bakımından SKDM Tüzüğü’ndeki yükümlülüklere tabi olur.
Elektrik ve hidrojen ithalatı 50 tonluk tekil kütle esaslı de minimis eşiğinin dışında bırakılmıştır. Bu mallar bakımından söz konusu eşik uygulanmadığından, diğer kapsam ve usul şartlarının gerçekleşmesi hâlinde küçük miktarlı ithalatlar da SKDM yükümlülüklerini gündeme getirebilir, ilgili ithalatın SKDM Tüzüğü kapsamındaki koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Hukuki Sorumluluk, Gümrük Temsilciliği ve Şirket Yapılanmaları
SKDM Tüzüğü kapsamındaki beyan, kayıt ve sertifika teslimi yükümlülüklerinin muhatabı yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibidir. Bu kişi, somut gümrük işlemine ve temsil ilişkisinin yapısına göre ithalatçı veya dolaylı gümrük temsilcisi olabilir. Ulusal yetkili makamlar (“NCA”) yetkilendirme ve uyum incelemelerini yürütür ve gerekli hâllerde Tüzük kapsamındaki yaptırımları uygulayabilir. Bu nedenle gümrük ve SKDM süreçlerinde hangi tarafın hangi yükümlülüğü üstlendiği, temsil ilişkisi ve sözleşmesel veri paylaşımı mekanizmalarıyla açıkça belirlenmelidir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki sözleşmesel düzenlemeler, yetkilendirilmiş beyan sahibinin NCA karşısındaki SKDM sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İthalatçı AB dışında yerleşikse, dolaylı gümrük temsilcisinin yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi olarak hareket etmesi gerekir. İthalatçı AB’de yerleşikse, dolaylı gümrük temsilcisi ancak SKDM Tüzüğü kapsamındaki yükümlülükleri üstlenmeyi kabul ettiği takdirde bu sıfatla hareket eder. Bu nedenle her olayda tüm hukuki sorumluluğun dolaylı gümrük temsilcisine geçtiği sonucuna varılamaz; sorumluluk, ithalatçının yerleşim yeri, temsil türü ve temsilcinin yükümlülükleri üstlenip üstlenmediği dikkate alınarak belirlenir.Bir dolaylı gümrük temsilcisi birden fazla ithalatçı adına hareket edebilir. Ancak yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi olarak hareket eden temsilci, ilgili takvim yılında kendi gümrük işlemleri kapsamında ithal edilen malları içeren tek bir yıllık SKDM beyannamesi sunmalıdır; aynı yıl için birden fazla yıllık beyanname sunamaz. Buradaki kural, temsilcinin her bir ithalatçı için ayrı bir yıllık beyanname sunmasını engeller; ancak hangi malların ve hangi ithalatçıların beyana dâhil edildiği kayıtlarla izlenmelidir. Bu yapı, gümrük ve uyum hizmeti sunan firmalar bakımından veri kalitesi, yetkilendirme, düzeltme, bildirim ve sözleşmesel rücu risklerinin açıkça yönetilmesini gerektirir.
Holdingler ve çok uluslu şirket yapılanmaları bakımından, farklı AB üye ülkelerinde farklı EORI numaralarına sahip grup iştiraklerinin beyanları kural olarak ayrı yürütülür. Bununla birlikte, aynı çok uluslu şirket grubuna ait birden fazla grup şirketi, gümrük ve ilgili SKDM işlemlerini merkezî düzeyde yürütmek üzere tek bir dolaylı gümrük temsilcisi atayabilir. Bir grup şirketinin diğer grup şirketleri adına dolaylı gümrük temsilcisi olarak hareket etmesi de belirli koşullarda mümkündür.Ancak merkezî hizmet veya temsil modeli, grup şirketlerinin tüm hukuki sorumluluklarının otomatik olarak tek bir şirkete geçtiği anlamına gelmez. Bir grup şirketi yalnızca hizmet sağlayıcı olarak beyan sunuyorsa, diğer grup şirketleri kendi ithal ettikleri mallar bakımından yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi olarak kalabilir ve hukuki sorumluluklarını koruyabilir. Bu nedenle merkezî yapı; EORI numaraları, gümrük işlemlerinin hangi şirket tarafından yürütüldüğü, beyanı kimin sunduğu ve verilerin hangi şirket tarafından sağlandığı dikkate alınarak tasarlanmalıdır.
Doğrulama ve Akreditasyonun Yeni Hukuki Standartları
SKDM beyannamesinde gerçek emisyon değerlerinin kullanıldığı senaryoda, bu değerlerin bağımsız ve akredite bir doğrulayıcı tarafından doğrulanması gerekmektedir; varsayılan değerlerin tercih edildiği durumlarda ise aynı doğrulama şartı aranmaz. Süreç, gerçek emisyon verilerinin akredite doğrulayıcı tarafından incelenmesi ve hazırlanan doğrulama raporunun beyan sürecine eklenmesi esasına dayanır. Aralık 2025’te yürürlüğe giren (AB) 2025/2546 ve (AB) 2025/2551 sayılı düzenlemeler, doğrulama ve akreditasyon çerçevesini çizerken EU ETS doğrulama ilkeleriyle uyum gözetmekle birlikte iki mekanizma arasında teknik uygulamalar açısından farklılıklar bulunmaktadır.
- (AB) 2025/2546 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü uyarınca, doğrulamaya tabi ilk raporlama yılında üretim tesisinde fiziksel saha ziyareti yapılması zorunludur. İkinci ardışık doğrulama yılında, Tüzük'te öngörülen sıkı koşulların karşılanması hâlinde fiziksel saha ziyareti sanal ziyaretle değiştirilebilir veya fiziksel ziyaret yükümlülüğünden feragat edilebilir. Feragat imkânı ise önceki iki raporlama döneminde fiziksel saha ziyareti gerçekleştirilmiş olması şartına bağlıdır. Doğrulama faaliyeti, raporlamada maddi yanlışlık ve uygunsuzluk bulunmadığına ilişkin makul güvence sağlamayı amaçlar.
- (AB) 2025/2551 sayılı Komisyon Yetki Devrine Dayanan Tüzüğü ise doğrulayıcıların akreditasyon koşullarını ve ulusal akreditasyon kuruluşlarının gözetim rolünü düzenler. AB dışında kurulmuş bir tüzel kişi, gerekli teknik ve idari şartları karşılaması hâlinde bir AB üye devletinin ulusal akreditasyon kuruluşuna akreditasyon başvurusunda bulunabilir. Türkiye’de yerleşik bir doğrulayıcının geçerli rapor düzenleyebilmesi için söz konusu AB akreditasyon mekanizmalarını tamamlaması şarttır. Bu süreç, Türk ihracatçılarının gerçek emisyon verilerini sunarak varsayılan değerler yerine kendi verilerini kullanabilmesine imkân tanımakta; ancak karbon maliyetlerini tek başına ortadan kaldırmamaktadır.
Uygulamada Kritik Sınır Durumlar ve Ürün İstisnaları
Komisyonun 27 Mayıs 2026 tarihinde güncellediği CBAM Questions and Answers (Q&A) belgesi, ticari uygulamada tereddüt yaratabilecek bazı özel ürün grupları ve işlemler bakımından açıklamalar içermektedir. Belgenin hukuki niteliği yukarıda belirtildiği üzere açıklayıcı ve idarîdir; bağlayıcı yükümlülüklerin dayanağı 2023/956 sayılı SKDM Tüzüğü ile ilgili uygulama ve yetki devrine dayanan düzenlemelerdir:
- • İkinci El Eşyalar: Ek I’de yer alan bir mal, ikinci el olması nedeniyle kapsam dışı kalmaz. Mal AB’de serbest dolaşıma bırakıldığında ve diğer kapsam koşulları gerçekleştiğinde, ikinci el niteliği tek başına SKDM yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- • Ambalajlar: Ambalajın CN kodu gümrük beyannamesinde verilmiş ve bu kod SKDM Tüzüğü Ek I’de yer almışsa, ambalaj bakımından da SKDM yükümlülüğü doğabilir. Değerlendirme, ambalajın ticari tanımından çok gümrük beyannamesindeki sınıflandırma ve Ek I kapsamı üzerinden yapılmalıdır.
- • Askeri faaliyetler kapsamındaki mallar: SKDM, UCC-DA m. 1(49)’da tanımlanan askerî faaliyetler bağlamında taşınan veya kullanılan mallara uygulanmaz. Ticari bir şirketin AB üye devletlerinin askerî kuvvetlerine yaptığı standart ticari satışlar, bu tanımın dışında kaldığı ölçüde istisnadan yararlanamaz. NATO veya AB Form 302, askerî faaliyet kapsamındaki sınır ötesi mal hareketlerinde gümrük amaçları bakımından kullanılabilecek bir belgedir; ancak Form 302’nin varlığı, maddi istisna şartlarından bağımsız ve başlı başına bir muafiyet sebebi değildir.
Sonuç
SKDM, AB Yeşil Mutabakatı ve “Fit for 55” çerçevesindeki karbon kaçağı politikasının ithalat ayağında yer alan çevresel bir mekanizmadır. Gümrük süreçleri üzerinden uygulanmakla birlikte klasik anlamda bir gümrük vergisi veya yalnızca teknik bir gümrük kuralı değildir; belirli ithalat kalemlerinin gömülü emisyonlarına ilişkin beyan ve karbon maliyeti uyumu öngören bağlayıcı bir AB düzenlemesidir.
Kesin uygulama döneminde şirketlerin ürün sınıflandırması, ithalatçı ve temsilci sorumlulukları, gömülü emisyon hesaplaması, gerçek veya varsayılan değer kullanımı, doğrulama raporları ve sertifika takvimi bakımından yazılı bir uyum süreci oluşturması gerekir. Bağlayıcı Tüzük hükümleri ile Komisyonun açıklayıcı Q&A ve rehberleri birbirinden ayrılmalı; mevzuat ve uygulama belgelerindeki değişiklikler, yayımlanma tarihleri dikkate alınarak izlenmelidir. Avrupa Komisyonunun uygulama düzenlemeleri ve açıklamaları ile ortaya çıkan hukuki gelişmeler, şirketlerin SKDM uyum süreçleri bakımından düzenli olarak takip edilmelidir.
Sorularınız ve güncellenen SKDM mevzuat uyum süreçlerinin yönetimi için info@grdpartners.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.
