1. Giriş
Türk Medeni Usul Hukuku, 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) ile 31 Temmuz 2026 itibarıyla son yılların en köklü usuli reformlarından birine tanıklık etti. 2011’den bu yana tartışmaların merkezinde yer alan Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) tamamen kaldırıldı.
Kanun koyucu bu kurumu ilga ederken hak koruma mekanizmalarını yok etmedi; HMK m. 109’a eklenen 4. fıkra ile "güçlendirilmiş kısmi dava" sistemini kabul etti.
2. Yasal Düzenleme
7589 sayılı Kanun ile HMK üzerinde yapılan doğrudan müdahaleler şu şekildedir:
- Kanun'un 19. maddesi ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde yer alan "Belirsiz alacak ve tespit davası" hükmü yürürlükten kaldırılmıştır.
- Kanun'un 20. maddesi ile de 6100 sayılı Kanun’un 109. maddesine dördüncü fıkra olarak şu hüküm eklenmiştir:
"Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır."
3. Değişikliğin Gerekçeleri: Yargıtay İçtihat Karmaşası ve Riskler
Belirsiz alacak davası hak arama hürriyetini kolaylaştırmak amacıyla getirilmişti ancak uygulamada ciddi aksaklıklara yol açtı:
- Likit / Belirsiz Alacak Ayrımı Çıkmazı: Bir alacağın ne zaman "belirsiz" veya "likit" sayılacağı konusunda Yargıtay daireleri uzun süre görüş birliği sağlayamadı.
- Usulden Red Riski: Davacının "belirsiz" düşündüğü bir dava, mahkemece "alacak belirlenebilirdi" gerekçesiyle dava şartı yokluğundan (hukuki yarar yokluğu - HMK m. 114/1-h) usulden reddediliyor; bu durum hak kayıpları ve zamanaşımı riskleri doğuruyordu.
4. Yeni Sistem: HMK m. 109/4 ve Güçlendirilmiş Kısmi Dava
Yeni dönemde sistem tek tip dava türüne —Kısmi Dava— indirgenmiştir. HMK m. 109/4 ile kısmi dava, belirsiz alacak davasının avantajlarıyla donatılmıştır:
- Tek Seferlik Talep Artırımı: Davacı; tahkikatın sonuna kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilecektir.
- Zamanaşımı Güvencesi: HMK m. 109/4 uyarınca artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
5. İşçilik Alacakları Özelinde Pratik Sonuçlar
İş hukukundaki kıdem, ihbar, fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacakları bakımından yeni dönemin yansımaları şunlardır:
- "Hukuki Yarar Yokluğu" Riski Bitti: Tüm işçilik alacakları sembolik/asgari tutarlar gösterilerek doğrudan kısmi dava olarak açılabilecektir.
- Zamanlama Hayati Önem Kazandı: Talep artırım hakkı tek bir defaya mahsus olduğu için bilirkişi raporunun kesinleşmesi beklenmelidir. Aceleyle yapılan talep artırımı sonrası gelebilecek ek bir raporda alacak yükselirse, ikinci bir artırım yapılamayacaktır.
6. Talep Artırımı ile Islah Kurumunun İlişkisi
- Talep Artırımı Islah Değildir: HMK m. 109/4 uyarınca yapılan talep artırımı usul hukuku anlamında bir "ıslah" değildir.
- Islah Hakkı Saklıdır: HMK m. 176 uyarınca usule ilişkin işlemleri düzeltme hakkı (tek seferlik ıslah), talep artırımı yapılmasıyla tüketilmez. Davacı başka bir usuli eksiklik veya vakıa için ayrıca ıslaha başvurabilir.
7. Derdest Dosyalara Etkisi (Geçiş Rejimi)
7589 sayılı Kanun’un getirdiği bu radikal değişikliğin derdest (görülmekte olan) davalara etkisi, Kanun'a eklenen Geçici Madde 1/10 ile tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlenmiştir:
- 31 Temmuz 2026 Öncesi Açılan Davalar: Değişikliğin yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış olan belirsiz alacak davaları, eski HMK m. 107 hükümlerine göre görülmeye ve sonuçlandırılmaya devam eder.
- Herhangi Bir İşlem Yapılmasına Gerek Yok: Derdest dosyalarda dava türünün kısmi davaya dönüştürülmesi veya dilekçe revizyonu yapılması gerekmez; mahkemeler eski rejimi uygulamakla yükümlüdür.
- 31 Temmuz 2026 Sonrası Açılan Davalar: Bu tarihten sonra açılacak tüm davalar kısmi dava olarak açılacak ve doğrudan HMK m. 109/4 kısmi dava rejimi uygulanacaktır.
8.Genel Hukuki Değerlendirme
7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan belirsiz alacak davası, Türk Medeni Usul Hukukunda yaklaşık 15 yıldır devam eden "likit alacak-belirsiz alacak" karmaşasını nihayete erdirmiştir. HMK m. 109/4 ile getirilen "güçlendirilmiş kısmi dava" modeli; bir yandan davacıyı hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi riskinden korumakta, diğer yandan ise zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmesi esasıyla hak kayıplarının önüne geçmektedir. Özellikle iş hukukunda uygulama birliği sağlayacak bu yeni dönemde, uygulayıcılar için en kritik husus tek seferlik talep artırım hakkının zamanlaması olacaktır. Bilirkişi incelemeleri ve itiraz süreçleri tamamlanmadan aceleyle yapılacak bir talep artırımı, hak kayıplarına yol açabileceğinden, usul stratejilerinin her zamankinden daha titiz kurgulanması gerekecektir. Sonuç olarak yeni sistem; usul ekonomisini sağlama, mahkemelerin iş yükünü azaltma ve hak arama hürriyetini güvenceye alma hedefleri doğrultusunda yargı pratiğimize önemli bir dinamizm kazandıracaktır.
Daha fazla bilgi için info@grd-partners.com adresinden tarafımıza ulaşabilirsiniz.
