17 Temmuz 2026 Tarihli AB ETS 2026 Revizyon Teklifi Hukuki İncelemesi

17 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan güncel AB ETS revizyon teklifini hukuki perspektiften inceliyoruz. Ücretsiz tahsisatlardaki yeni 80/20 şartlılık kuralından Endüstriyel Dekarbonizasyon Bankası’na, karbon uzaklaştırma entegrasyonundan atık yönetimine kadar şirketlerin yeşil dönüşüm stratejilerini ve yasal uyum süreçlerini etkileyecek reformları incelediğimiz yazımız yayında.

17 Temmuz 2026 Tarihli AB ETS 2026 Revizyon Teklifi Hukuki İncelemesi

Giriş

Avrupa Komisyonu, 17 Temmuz 2026 tarihinde AB Emisyon Ticaret Sistemi'ni (“AB ETS”) düzenleyen 2003/87/EC sayılı Direktif ile Piyasa İstikrar Rezervi'ni (MSR) düzenleyen (EU) 2015/1814 sayılı Karar'da kapsamlı değişiklikler öngören bir teklif yayımlamıştır. Bu teklif, Avrupa Konseyi'nin 19 Mart 2026 tarihli sonuç bildirgesiyle Komisyon'dan talep edilen gözden geçirme yükümlülüğünün ve ETS Direktifi'nin 3gg, 28b ve 30. maddeleri ile MSR Kararı'nın 3. maddesinde öngörülen periyodik inceleme klozlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Revizyon teklifi, sistemi (EU) 2021/1119 sayılı Avrupa İklim Kanunu çerçevesinde belirlenen ve 2026/667 sayılı Tüzük ile somutlaştırılan 2040 yılı için yüzde 90 net emisyon azaltım hedefiyle uyumlu hale getirmeyi, aynı zamanda sanayinin rekabet gücünü ve yatırım öngörülebilirliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

2040 Hedefi Doğrultusunda Tavan Mekanizmasının Yeniden Tasarımı

Teklifin merkezinde, AB ETS Direktifi'nin 9. maddesinde öngörülen doğrusal azaltım faktörünün (linear reduction factor) 2031 yılından itibaren yeniden kalibre edilmesi yer almaktadır. Mevcut düzenleme korunduğu takdirde sistemin 2030'ların ortasında sıfırlanması riski doğacağından, Komisyon tavanın 2040'lı yıllara kadar tahsisat ihracına imkân tanıyacak şekilde daha kademeli bir azalış eğrisi izlemesini önermektedir. Bu tercih, hukuki olarak Avrupa İklim Kanunu'nun 4(4) maddesinde yer alan ve iklim ve enerji müktesebatının 2040 hedefiyle uyumlaştırılmasını zorunlu kılan hükme dayandırılmaktadır.

Tavanın kalibrasyonu tek başına yürütülmemekte, yeni Madde 9b ile birlikte uluslararası kredi mekanizmasıyla bağlantılandırılmaktadır. Buna göre, 2036 yılından itibaren yüksek nitelikli ve yüksek bütünlüğe sahip 260 milyon ton eşdeğerinde uluslararası karbon kredisinin satın alınması öngörülmekte, bu sayede ETS sektörleri bakımından yerel azaltım yükümlülüğü yüzde 85 seviyesine çekilmektedir. Söz konusu kredilerin piyasada yeterli nicelik ve nitelikte bulunamaması ihtimaline karşı metne bir geri dönüş (fallback) hükmü eklenmiş, bu durumda sistemin otomatik olarak yüzde 90'lık yerel azaltım patikasına geri döneceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin çevresel bütünlüğü koruma amacı, Komisyon'un uluslararası kredi piyasasının gelişimine ilişkin ayrı bir raporla bu mekanizmayı denetim altında tutacak olmasıyla pekiştirilmektedir.

Kalıcı Karbon Uzaklaştırmanın Sisteme Entegrasyonu

Direktife eklenmesi öngörülen yeni Madde 9c, kalıcı karbon uzaklaştırma birimlerinin -biyojenik karbon yakalama ve depolama (BioCCS) ile doğrudan hava yakalama ve depolama (DACCS) ETS'ye dahil edilmesinin hukuki zeminini oluşturmaktadır. Düzenlemeye göre Komisyon'un satın alacağı uzaklaştırma birimi miktarı kadar tavan artırılacak, böylece piyasaya yeni tahsisat eklenmesi doğrudan gerçek bir uzaklaştırma faaliyetiyle karşılanmış olacaktır. Net ETS hedefi, brüt emisyon miktarından satın alınması planlanan uzaklaştırma miktarının düşülmesiyle hesaplanacaktır. Ayrı bir hükümle, Madde 14(1a) uyarınca tesis işletmecilerine, gemi işletmecilerine ve hava taşıtı işletmecilerine kendi ürettikleri CRCF sertifikalı BioCCS uzaklaştırmalarını kendi fosil emisyonlarıyla mahsup etme imkânı tanınmakta, ancak bu mahsuplaşmanın sıfır noktasının ötesine geçerek negatif emisyon ya da yeni tahsisat yaratmasının önüne geçilmektedir. Bu son sınırlama, sistemin azaltım caydırıcılığını (mitigation deterrence) zayıflatmama kaygısının doğrudan bir yansımasıdır.

Ücretsiz Tahsisatta Yatırım Koşulluluğu ve SKDM ile Denge

2031'den başlayan beş yıllık dönemden itibaren ücretsiz tahsisat rejimi köklü biçimde değişmektedir. Değiştirilen Madde 10a(2) ve Madde 11 çerçevesinde, her dönemde tahsis edilecek ücretsiz tahsisatın yüzde 80'i, ancak işletmenin ETS doğrulayıcıları tarafından teyit edilmiş ve yetkili ulusal otorite tarafından onaylanmış bir dekarbonizasyon yatırım planı sunması koşuluyla yıllık olarak serbest bırakılacaktır. Kalan yüzde 20'lik dilim ise dönem sonunda söz konusu yatırımların fiilen gerçekleştirildiğinin ve öngörülen emisyon azaltımının sağlandığının doğrulanmasına bağlanmaktadır. Madde 10a(3c) kapsamında getirilen bir başka hükümle, faaliyetini veya ilgili varlıklarını Birlik dışına taşıyan işletmecilerin aldıkları tahsisatları iade etmesi zorunlu tutulmaktadır.

Karbon kaçağı listesinin 2031-2040 dönemi için güncellenmemesi kararı, idari yükü hafifletici bir sadeleştirme unsuru olarak sunulmaktadır. Bununla birlikte, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamına giren sektörlerde karbon kaçağı riskinin tamamen ortadan kalkmamış olması nedeniyle, SKDM faktörü sebebiyle azaltılan ücretsiz tahsisatın yüzde 15'inin 2028 yılından itibaren yeniden sisteme dahil edilmesi ve tam faz-dışı kalma sürecinin 2038 yılına kadar ertelenmesi öngörülmektedir. Elektrik yoğun sanayiler bakımından dolaylı maliyet tazminatının Madde 10(6) temelinde 2030 sonrasına taşınması da aynı dengeleme mantığının bir parçasıdır.

Endüstriyel Dekarbonizasyon Bankası'nın Kuruluşu

Teklif, 2028 yılı itibarıyla AB düzeyinde tüzel kişiliğe sahip bir Endüstriyel Dekarbonizasyon Bankası (IDB) kurulmasını öngörmektedir. Yeni Madde 10cc ile hukuki temeli oluşturulan Banka, iki aşamalı bir yapıda faaliyet gösterecektir. 2028-2031 dönemini kapsayan ilk fazda, yeni Madde 10cd uyarınca "Investment Booster" adı verilen mekanizma çerçevesinde 400 milyon tahsisat ayrılacak ve "ilk gelen ilk hizmet alır" ilkesine dayalı sabit karbon primleri üzerinden hızlandırılmış destek sağlanacaktır. Düşük gelirli üye devletler için ayrı bir pay rezerve edilmesi, dayanışma ilkesinin somut bir yansıması olarak düzenlemeye dahil edilmiştir; yatırımların ciddiyeti ise tamamlama teminatları yoluyla güvence altına alınmaktadır. 2031 sonrasında devreye girecek ikinci fazda ise yeni Madde 10ce uyarınca Banka, ağırlıklı olarak Karbon Fark Sözleşmeleri (Carbon Contracts for Difference) veya karbon primleri sunan rekabetçi ihale usulleriyle projeleri destekleyecek, bu sayede uzun vadeli gelir öngörülebilirliği sağlanacaktır. Banka tarafından onaylanan projelere verilecek "Rekabetçilik Mührü", Avrupa Rekabetçilik Fonu ile kurumsal sinerji kurulmasını kolaylaştıracaktır.

Bu yapıya paralel olarak, Madde 10cb temelindeki İnovasyon Fonu'nun hukuki dayanağı güncellenerek yenilikçi düşük ve sıfır karbonlu teknolojilerin ticarileştirilmesine yönelik desteğin sürekliliği sağlanmakta, spekülatif başvuruları caydırıcı tedbirler ile yıllık kamuya açık raporlama yükümlülüğü getirilmektedir. Madde 10d altındaki Modernizasyon Fonu ise güncellenmiş uygunluk ve dağıtım kriterleriyle yeniden düzenlenmekte, elektrifikasyon ile CCS/CCU dahil sanayi dekarbonizasyonu uygun yatırım alanları arasına eklenmekte, fosil yakıt bazlı enerji üretimine destek yasağı ise korunmaktadır.

Havacılık ve Denizcilik Sektörüne Yönelik Kapsam Genişlemesi

Havayolu taşımacılığında karbon fiyatlandırmasının sınırları, revizyon teklifinin değiştirilen Madde 28a(1) ve Ek I hükümleriyle önemli ölçüde genişletilmektedir. Yeni düzenleme, AB dışına yapılan uçuşların Birliğin sorumluluk alanına düşen adil payını da etkin bir karbon maliyetlendirmesine tabi tutmaktadır. Bu kapsamda, Madde 3’ün ilgili bentleri ve Madde 28a(4) uyarınca, daha önce kapsam dışında kalan iş jetleri ve özel uçuşlar da artık sistemin parçası haline gelmektedir. Küresel çok taraflılığı korumak adına, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) CORSIA mekanizması kapsamında karşılanan emisyon maliyetlerinin AB ETS yükümlülüklerinden düşülmesine izin veren Madde 12(3)(b) hükmü muhafaza edilmekte ve bu dengeleyici uygulamanın süresi 2035 yılına kadar uzatılmaktadır. Havacılık sektörünün genişleyen bu kapsamından elde edilecek yeni gelirler ise doğrudan sürdürülebilir havacılık yakıtlarının (SAF) yaygınlaştırılması ve uçakların gökyüzünde bıraktığı izlerin (kontrail) neden olduğu iklim etkilerinin azaltılması projelerine fon olarak geri aktarılacaktır.

Denizcilik sektöründe ise yeni Madde 3gaa ile Sürdürülebilir Denizcilik Alternatif Tahrik (SMAP) mekanizması devreye alınarak, ETS gelirlerinin doğrudan sektörün yeşil dönüşümüne harcanması yasal güvenceye kavuşturulmaktadır. Konteyner gemileri ve açık deniz operasyonlarının karbon maliyetleri nedeniyle AB limanlarından kaçma riskine karşı değiştirilen Madde 3ga(1) ile ek koruma kalkanları getirilmektedir. Ayrıca zorlu şartlarda çalışan buz sınıfı gemiler ve özel güzergahlardaki istisnalar 31 Aralık 2035’e, geçici yeniden dağıtım mekanizması ise 31 Aralık 2038’e kadar uzatılarak sektöre zaman kazandırılmaktadır. Sistemin yasal kapsamı Ek I değişikliğiyle 400 ila 5.000 gros tonilato arasındaki daha küçük gemileri de içine alacak şekilde büyütülmekte, bu durum toplam emisyon tavanının da orantılı olarak artırılmasını gerektirmektedir. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından gelecekte alınacak küresel önlemlerle şirketlerin çifte ödeme yapmasını engellemek adına Madde 3gg altına bir gözden geçirme klozu eklenmiştir.

Sektör üzerindeki bürokratik ve idari yükü hafifletmek amacıyla MRV Denizcilik ve FuelEU Denizcilik tüzüklerinin izleme döngüleri birleştirilerek "yalnızca bir kez raporla" ilkesi hayata geçirilmektedir. Bu kapsamda MRV Tüzüğü'nün 2. maddesindeki kapsam enerji kullanımı verilerini de içerecek şekilde genişletilmekte, izleme planına ve emisyon raporuna ilişkin Madde 6 ve Madde 11 hükümleri buna göre revize edilmektedir.

Atık Yönetiminde Kapsam Genişlemesi ve Karbon Muhasebesinde Yeni Esaslar

Revizyon teklifi, belirli bir kapasitenin üzerindeki tehlikesiz atık yakma tesislerini doğrudan Ek I kapsamına alarak emisyon ticaret sistemine dahil etmektedir. Madde 12a uyarınca bu sektördeki mali yükümlülükler 2031 ile 2034 yılları arasında kademeli olarak devreye girecek ve ilgili işletmeler 2034 yılı itibarıyla doğrulanmış emisyonlarının tamamından yasal olarak sorumlu tutulacaktır. Burada asıl kritik yasal hamle, şirketlerin karbon maliyetlerinden kaçınmak amacıyla atıkları kontrolsüz şekilde depolama sahalarına yönlendirme riskine karşı getirilen bariyerlerdir. Sistem, bu tür yasal boşlukları kapatmak adına depolama alanlarını da Ek I’e dahil ederek Madde 14 ve 15 uyarınca sıkı bir izleme, raporlama ve doğrulama rejimine tabi tutmaktadır.

Atık sektörünün sisteme girişi, Karbon Yakalama ve Kullanım (CCU) süreçlerinin yasal muhasebesini de doğrudan etkilemektedir. Değiştirilen Madde 12(3b) uyarınca, karbonun kalıcı olmayan biçimde yakalanıp ürünlerde tutulduğu senaryolarda yükümlülük, karbonun ilk yakalandığı an değil, üründen doğaya fiilen salındığı son nokta (downstream) esas alınarak ertelenmektedir. Böylece hem mükerrer vergilendirmenin hem de emisyonların yasal denetimden kaçmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Bu genel kuralın istisnası olan sentetik yakıtlarda ise muhasebe noktası nihai tüketim değil, yakıtın dağıtıldığı orta akış (midstream) aşaması olarak yasal zemine oturtulmuştur. Kapsamın bütünlüğünü korumak adına karbonun işlenmesi ve taşınması gibi tüm ara süreçler de yine Ek I çerçevesinde vergilendirme ağına alınmaktadır.

Değerlendirme

17 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan bu teklif, AB ETS Direktifi ile MSR Kararı'nın 2023 revizyonunda öngörülen gözden geçirme yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin ötesine geçerek, sistemi 2040 iklim hedefiyle uyumlu, sanayi yatırımlarını destekleyen ve idari açıdan sadeleştirilmiş bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Teklifin, Avrupa Parlamentosu ve Konsey nezdindeki olağan yasama sürecinden geçerek Nisan 2026'da imzalanan "Tek Avrupa, Tek Pazar" yol haritasında hedeflenen 2027'nin ilk çeyreğine kadar nihai hale gelmesi beklenmektedir. Sektör oyuncuları bakımından, özellikle ücretsiz tahsisat koşulluluğu, Endüstriyel Dekarbonizasyon Bankası'na erişim kriterleri ve denizcilik-havacılık sektörlerindeki kapsam genişlemeleri, yasama sürecinin yakından takip edilmesi gereken başlıca alanları oluşturmaktadır.

Bu hukuki inceleme, Avrupa Komisyonu'nun yayımladığı ETS Direktifi ve MSR Kararı değişiklik teklifine ilişkin gerekçeli metne (explanatory memorandum) dayanmaktadır. Söz konusu yasal düzenleme paketinin henüz yasama sürecinde olduğu ve Avrupa Parlamentosu ile Konsey arasındaki müzakereler sonucunda nihai olarak kabul edilecek metnin burada özetlenen yasal hükümlerden ve mekanizmalardan farklılıklar gösterebileceği hukuken dikkate alınmalıdır.

GRD Partners olarak, AB’nin bu yeni yeşil dönüşüm mevzuatının yasama sürecini ve işletmeler üzerindeki hukuki yansımalarını yakından takip ediyoruz. Sürecin şirketinize, ticari faaliyetlerinize veya yasal uyum stratejilerinize olan etkileri hakkında sorularınız olması halinde bizimle dilediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.

AB ETS 2026Emisyon Ticaret SistemiSürdürülebilirlik HukukuÜcretsiz Tahsisat 80/20Karbon UzaklaştırmaEndüstriyel Dekarbonizasyon BankasıCBAM Karbon KaçağıYeşil Dönüşüm
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.