Olağanüstü Hal Dönemi ve Sadakat Yükümlülüğü
15 Temmuz darbe teşebbüsü, Türk anayasal düzenine ve millî güvenliğine yönelik tarihin en ağır saldırılarından biri olarak kaydedilmiştir. Bu travmatik sürecin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında, devletin anayasal kurumlarını korumak amacıyla kamu görevlileri için "demokratik anayasal düzene sadakat" yükümlülüğü en temel kriter haline getirilmiştir. Anayasa’nın 129. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin devlete sadakatle bağlı kalmaları bir ödevdir ve bu bağın koptuğuna dair ciddi şüphelerin oluşması, idareye ilgili kişiyi kamu görevinden çıkarma konusunda geniş bir takdir yetkisi tanır. Ancak bu takdir yetkisi, hukuk devleti ilkesi gereği mutlak bir keyfiyete dönüşmemeli; idarenin her türlü eylemine karşı yargı yolu açık tutulmalıdır. Kamu görevinden çıkarma gibi bireyin mesleki ve sosyal itibarını doğrudan etkileyen ağır tedbirlerin, keyfîlik içermemesi ve anayasal güvenceler altında yargısal denetime tabi tutulması hayati önem taşır.
"Garson" Verileri ve Kodlama Sistemi Nedir?
Kamu görevinden çıkarma süreçlerinde, özellikle emniyet teşkilatı içerisinde en kritik delillerden biri "Garson" kod adlı gizli tanığın teslim ettiği dijital veriler olmuştur. Garson'un sunduğu SD kartlar ve cep telefonları, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) personelinin FETÖ/PDY içindeki bağlılık derecelerine göre fişlendiği devasa Excel tablolarını içermektedir. Anayasa Mahkemesi (AYM), bu verilerin hukuki niteliği konusunda çok kritik bir sınır çizmiştir. Mahkemeye göre bu kodlama bilgileri, kamu makamları nezdinde ilgili kişiye dair yalnızca bir "şüphe" uyandırabilir. Bu şüphenin, kişinin meslekten çıkarılması gibi ağır bir idari işleme dayanak teşkil edebilmesi için mutlaka somut delillerle desteklenmesi ve kodlamanın tutarlılığının teyit edilmesi zorunludur.
Verilerin Soyutluğu ve Tutarsızlığı Üzerine Eleştiriler
AYM’nin bu temkinli yaklaşımının temelinde, "Garson" verilerinin barındırdığı soyutluk ve tutarsızlık riskleri yatmaktadır. Bu verilerle ilgili öne çıkan hukuki sorunlar şunlardır:
- • Kişi Dışı Sınıflandırma (Soyutluk): Bu kodlamalar, ilgili kamu görevlisinin kendi beyanı veya eylemi değil, üçüncü şahıslar tarafından o kişi hakkında tutulan notlardır. Başkaları tarafından tek taraflı olarak tutulan soyut fişleme listeleri, kişinin gerçek iradesini veya örgütle olan fiili bağını yansıtmayabilir.
- • Veri Giriş Hataları ve "Excel Acizliği": Gizli tanık Garson, mahkemelerde verdiği ifadelerde, verilerin elle girildiğini ve 81 ilden gelen bilgilerin işlenmesi sırasında insan hatalarının (TC kimlik numarası hatası, isim karışıklığı vb.) yaşanabileceğini kabul etmiştir. Hatta bazı teknik hataları "Excel’in acizliğine uğramak" olarak tanımlamış; hızlı veri girişi veya satır kaydırma gibi nedenlerle yanlışlıklar yapılabileceğini belirtmiştir.
- • Güncellik Sorunu: Teslim edilen verilerin büyük ölçüde 2016 Nisan ayına ait olduğu, özellikle 2015 sonrası dönemde örgütten ayrılan veya irtibatını kesen kişilerin durumundaki değişikliklerin bu listelere yansımamış olabileceği bizzat gizli tanık tarafından dile getirilmiştir.
- • Resmi Raporlardaki Çelişkiler: Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bazı veri inceleme raporlarında dahi belirli kodlar için "yanlış yazılmış olabileceği" değerlendirmelerine yer verilmesi, bu dijital verilerin tek başına mutlak bir gerçeklik ifade etmediğini kanıtlamaktadır.
Netice itibarıyla AYM, kimin tarafından ve hangi amaçla doldurulduğu adli makamlarca tam olarak denetlenemeyen bu dijital tabloların, somut bir eylemle desteklenmediği sürece bir insanın hayatını karartmak için yeterli olmadığını hüküm altına almıştır.
AYM Ne Dedi? İki Farklı Başvuru, İki Farklı Sonuç
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2 Nisan 2026 tarihinde verdiği iki emsal karar ile "Garson" verilerinin yargılamalarda nasıl kullanılması gerektiğine dair net bir sınır çizmiştir.
- • Mehmet Emin Okyay Vakası (İhlal Kararı)
Polis memuru olan başvurucu, hakkında yürütülen yargılamada sadece Garson listesindeki "EA" ve "ETÜD: 2015/1" kodlamaları gerekçe gösterilerek davanın reddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur. AYM yaptığı incelemede, derece mahkemelerinin bu kodlamaların doğruluğunu araştıracak teyit edici hiçbir ek araştırma yapmadığını ve dosyada başvurucunun örgütle bağını gösteren başka hiçbir somut delil (ByLock, tanık beyanı vb.) bulunmadığını saptamıştır. Sadece başkaları tarafından tutulan soyut fişleme listelerine dayanılarak tesis edilen çıkarma işlemini, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlali olarak kabul etmiştir.
- • Doğan Doğan Vakası (İhlal Yok)
İlçe emniyet müdür yardımcısı olan başvurucunun dosyasında ise durum farklıdır. Başvurucu hakkında Garson listesinde "A4" kodu bulunmakla birlikte, yargısal makamlar sadece bu kodla yetinmemiştir. Dosyaya, başvurucunun darbe teşebbüsü öncesinde FETÖ/PDY lehine tutum sergilediğine ve örgütle bağlantılı kişileri kritik birimlerde görevlendirdiğine dair somut tanık beyanları da dahil edilmiştir. AYM, kodlama bilgisinin bu tür somut olgular ve tanık beyanlarıyla desteklenmiş olmasını "ilgili ve yeterli gerekçe" olarak görmüş; müdahalenin ölçülü olduğuna hükmederek hak ihlali olmadığına karar vermiştir.
Mağduriyet Noktası: "Sadece Kod Yazıyor Diye Mesleğimden mi Oldum?"
FETÖ/PDY ile iltisak iddialarına dayanan ihraç süreçlerinde yaşanan en büyük hukuk çıkmazı, "Garson" kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital verilerin adeta "mutlak bir gerçeklik" gibi kabul edilmesidir. Bu durum, binlerce kamu görevlisi için telafisi güç mağduriyetler doğurmuştur.
- • Teyit Edilmeyen Soyut Veriler: İdari makamlar ve derece mahkemeleri, veri inceleme raporlarındaki kodlamaların doğruluğunu araştıracak hiçbir ek çalışma yapmadan karar vermişlerdir. Mehmet Emin Okyay örneğinde olduğu gibi, başvurucunun örgütü sahiplendiğine dair ByLock kullanımı, tanık beyanı veya Bank Asya talimatı gibi hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen, sadece "EA" kodu ihraç için yeterli sayılmıştır.
- • Savunma Hakkının ve Karşı Beyanların Göz Ardı Edilmesi: İlgili kişilerin bu soyut kodlamaların gerçeği yansıtmadığına dair itirazları dikkate alınmamış, kodlamanın tutarlılığını sorgulayacak "veri analiz raporları" çoğu dosyaya getirtilmemiştir.
- • Hatalı Kodlama Riski: Gizli tanık Garson’un bizzat kabul ettiği "Excel acizliği" (hızlı veri girişi, TC kimlik numarası hataları veya satır kaydırmaları) yargı mercilerince uzun süre bir risk faktörü olarak değerlendirilmemiştir. Üçüncü şahıslar tarafından tek taraflı tutulan bu fişleme notları, doğruluğu teyit edilmeksizin bir insanın tüm mesleki kariyerini sonlandırmıştır.
Sonuç ve Uzman Tavsiyesi: Hukuk Devletinde "Varsayımlara" Yer Yoktur
Hukuk devleti ilkesi, idarenin tüm eylemlerinin hukuk süzgecinden geçmesini ve bireylerin keyfi uygulamalara karşı korunmasını zorunlu kılar. AYM’nin bu kararları, "önce kamu görevinden çıkarayım, delili sonra kesinleşsin" şeklindeki anayasal güvenceleri sakatlayan mantığı reddetmiştir. Hiçbir yan delille desteklenmeyen soyut fişleme listeleri, bir insanın mesleki kariyerini ve itibarını sonlandırmak için hukuk sistemimizde tek başına yeterli sayılamaz. Özellikle "Garson" verilerindeki hataların (Excel hataları, yanlış TC kimlik numaraları vb.) bilimsel olarak ortaya konulması, savunma stratejisinin temel taşını oluşturmalıdır. Hakkınızdaki haksız iltisak iddialarına karşı etkili bir savunma kurgulamak ve bu devrim niteliğindeki içtihattan en doğru şekilde yararlanmak için idare hukuku ve dijital delil analizi konusunda uzmanlaşmış bir hukuk ekibiyle çalışmanız hayati önem taşımaktadır.
