Hizmet İhracatının Yeni Hukuki Rejimi: 10962 Sayılı Karar Işığında Uyum Analizi

10962 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Türkiye'nin hizmet ihracatı ekosistemini uluslararası standartlara taşımak amacıyla yürürlüğe konulmuş stratejik bir teşvik rejimidir. Finansmanı Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) üzerinden sağlanan bu düzenleme; bilişim, fintech, yazılım ve lojistik gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren firmaların yurt dışı pazarlara giriş, markalaşma ve operasyonel altyapı giderlerini %50 ile %70 arasında değişen oranlarda sübvanse etmektedir. Özellikle E-TURQUALITY® ve Dijital Ürün Tanıtım Desteği gibi modellerle teknoloji girişimlerine yıllık bazda yüksek limitli geri ödeme imkânı sunan bu mevzuat, küresel rekabette finansal bir kaldıraç işlevi görmektedir.

Hizmet İhracatının Yeni Hukuki Rejimi: 10962 Sayılı Karar Işığında Uyum Analizi

Giriş

Küresel ticaretin dijitalleşen doğası, "hizmet" kavramını ekonomik büyümenin en dinamik bileşeni haline getirmiştir. Türkiye, bu dönüşüme hukuki bir yanıt olarak 26 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 10962 Sayılı “Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar”ı ("Karar") yürürlüğe koymuştur. Bu Karar, 1 Ocak 2026 itibarıyla mülga olan pek çok düzenlemeyi tek bir çatı altında toplayarak hizmet ihracatçıları için bütüncül bir teşvik rejimi tesis etmiştir. Düzenlemenin uygulama esasları, yayımlanan 2026/33 Sayılı Vergi Sirküleri ile vergi hukuku ve idari süreçler açısından daha net bir çerçeveye oturtulmuştur.

I. Mevzuatın Sistematik Yapısı ve Tanımsal Çerçeve

Karar, hizmet ihracatını yalnızca bir ekonomik faaliyet olarak değil, "Genişletilmiş Ödemeler Dengesi Hizmetler Sınıflaması" referansıyla teknik bir terminolojiye oturtmuştur. Buna göre; yurt içinde yerleşik bir birim tarafından, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara sunulan finansal hizmetler, bilgisayar ve bilgi hizmetleri gibi kalemler temel odak noktasıdır.

Hizmet ihracatının gerçekleşme yöntemleri ise üçlü bir tasnife tabi tutulmuştur:

-Hizmetin yurt içinden sağlanıp faydasının yurt dışında doğması.

-Hizmetin ve faydanın yurt içinde gerçekleşmesi.

-Yurt dışında bulunan temsilciler veya çalışanlar eliyle gerçekleştirilen faaliyetler.

II. Finansal Destek Programlarının Kategorik Analizi

Mevzuat, hizmet sektörlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere dört temel sütun üzerine inşa edilmiştir:

-Hizmet Sektörleri Atılım Programı: İhracata hazırlık ve uluslararası pazarlarda rekabet avantajı kazanılmasını hedefler.

-Markalaşma Programı (Marka / TURQUALITY® / E-TURQUALITY®): Türk hizmet markalarının dünya çapında konumlandırılmasını yönetir. E-TURQUALITY® programı bu kapsamda münhasıran bilişim ve dijital aracılık sektörlerine yönelik kurgulanmıştır.

-Sürdürülebilirlik Programı: İşletmelerin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla küresel standartlara uyumunu teşvik eder.

-Yurt Dışı Lojistik Dağıtım Ağları (YLDA): Uçtan uca lojistik süreçlerinin ve fiziksel dağıtım ağlarının kurulmasına yönelik, ağ başına 300.000.000 TL'ye varan altyapı destekleri sunar.

III. Teknoloji Girişimleri İçin Spesifik Teşvik ve Limit Analizi

Karar, bilişim ve teknoloji odaklı girişimler için barındırma giderlerinden reklam harcamalarına kadar geniş bir yelpazede geri ödeme mekanizması kurgulamıştır. Özellikle "Dijital Ürün Tanıtım Desteği" kapsamında yıllık 50.000.000 TL’ye varan limitler, ölçeklenebilir girişimler için kritik bir finansman kaynağıdır. Finansmanı Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) üzerinden sağlanan bu teşvikler, işletmelerin nakit akış yönetiminde stratejik bir avantaj yaratmaktadır.

IV. Hukuki Riskler ve Vergi Mevzuatı ile İlişki

Mevzuatın en kritik noktalarından biri, "vergi mevzuatı hükümlerinin saklı tutulması" ilkesidir. Bu durum, Karar kapsamındaki tanımların teşvik mekanizması için esas alınacağını, ancak KDV iadesi veya kurumlar vergisi istisnası gibi konularda mevcut vergi kanunlarının hüküm sürmeye devam edeceğini göstermektedir. Ayrıca, Kararın 47. maddesi uyarınca; yanıltıcı belge sunumu veya taahhüde aykırılık durumunda ağır müeyyideler (haksız ödemenin geri alınması, bir yıla varan men kararları vb.) öngörülmüştür. Bu durum, başvuru dosyasının hazırlanmasından harcamaların belgelendirilmesine kadar her aşamada profesyonel bir hukuki denetimi zorunlu kılmaktadır.

V. Stratejik Sonuç ve Uygulama Önerileri

Karar, Türkiye’yi küresel bir teknoloji ve hizmet üssü haline getirme yolunda atılmış en somut adımlardan biridir. Ancak, mevzuatın karmaşık atıf sistemi, Bakanlığın performans odaklı değerlendirme yetkisi ve vergi mevzuatı ile olan ince dengesi, işletmelerin kendi başlarına yönetmekte zorlanabileceği prosedürel riskler barındırmaktadır.

GRD Partners olarak; yabancı sermayeli şirketlerin kurulumundan DYS yetkilendirmesine, hedef ülke stratejilerinin belirlenmesinden başvuru süreçlerinin hukuki risk analizine kadar geniş bir spektrumda danışmanlık sunmaktayız.

Detaylı bilgi ve danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

#ETurquality #DijitalPazarlamaTeşvikleri #DYSYetkilendirme #GlobalBüyüme #HukukiUyum
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.